Quantcast
Channel: vampir – 22dakika.org

Buffy the Vampire Slayer — Tanıtım

$
0
0

Sitede, başka bir kült dizi olan Buffy the Vampire Slayer‘ın (Vampir avcısı Buffy) da tanıtımının olmadığını fark ettim. Bunu fırsat bilip vampir avcımızı anlatmaya koyuldum. Bize 7 sezon boyunca her türlü iblisi gösteren Joss Whedon‘ın efsanesini daha yakından tanımak isteyenleri aşağıya alalım.

1992 yapımı filmin afişinden bir kısım
1992 yapımı filmin afişinden bir kısım

Buffy’nin temellerine bakacak olursak eğer, önce sinema filminden bahsetmemiz gerekir. Dizimiz aslında, 92 yapımı olan sinema filmimizin sonrasını anlatıyor. Hiç mi hiç tutmayan bu filmin, şu an hatırlanmasının tek sebebi, dizinin daha sonradan bu kadar başarılı olup, kültler arasına yerleşmesi. Filmde, vampir avcısı kızımızı Kristy Swanson canlandırıyor. Onun haricinde kadroda Luke Perry, Hilary Swank, David Arquette ve Donald Sutherland gibi ünlü isimler de mevcut.

Şimdi bizim Buffy’ye dönecek olursak…Dizimiz, 1997-2003 yılları arasında, toplam 7 sezon ve 144 bölüm sürdü. İlk 5 sezonu, şu an yayında olmayan kanal The WB‘de yayınlandı. Son 2 sezonu da yine şu an yayında olmayan başka bir kanal olan UPN‘de gösterildi. Zaten daha sonra bu iki kanal birleşip, şu anda izlediğimiz The CW‘yu oluşturdular.

Biraz ispiyon vererek, dizimizin konusuna gelecek olursak…

Okulu yakmasının ardından liseden atılan Buffy Summers, annesiyle birlikte yeni bir hayata başlamak için küçük bir kasaba olan Sunnydale’e taşınır. Vampir avcısı kızımız, geçmişe sünger çekerken, vampirsiz bir hayatın hayalini kurmaktadır.

Okulun ilk günü kütüphaneye uğrayan Buffy’nin bu hayali, Giles isimli bir kütüphanecinin, önüne vampirlerle ilgili bir kitap atmasıyla yıkılır. Avcılık görevinden kaçamayacağını ona belirtmeye çalışan Giles, aynı zamanda onun gözetmenidir. Sunnydale’in aslında cehennem ağzına kurulmuş bir şehir olduğunu da öğrenen Buffy, gözetmeni ve burada yeni edindiği arkadaşlarıyla birlikte kötülüklere karşı savaşır.

Tabii yukarıdaki konu çok basit olarak görünüyor; ama dizideki asıl olaylar ikinci sezondan sonra gelişiyor. Onları da buraya yazarsam, izlememiş olup da izlemek isteyenlerin tadını kaçırmış olurum. Kısacası, bu kadar basit değil dizi.

Onun için karakterlere ve oyunculara geçiyorum şimdi.

Buffy ve Giles
Dizimizin baş karakteri Buffy olarak, bu diziden sonra ilk kez bu sene Ringer ile televizyonlara geri dönen Sarah Michelle Gellar‘ı görüyoruz. Çoğu site üyesi gibi ben de kendisinden haz etmiyorum.
Buffy’nin gözetmeni Giles rolünde ise, İngiliz oyuncu Anthony Head bulunuyor. Kendisini yer aldığı bir sürü İngiliz dizisinin haricinde, Merlin ve yakınlarda iptal olan Free Agents‘tan bilebilirsiniz. Oyuncumuz, Free Agents’ın İngiliz yapımı orjinalinde de yine aynı karakter olarak yer alıyordu.
Xander ve Willow
Buffy’nin lisede tanıştığı ve sonradan yakın arkadaş oldukları Xander olarak, Nicholas Brendon‘ı görüyoruz. Kendisini çabucak iptal olan Fox sitkomu Kitchen Confidential‘dan ve CBS’in polisiyesi Criminal Minds‘tan bilebilirsiniz.
Xander’ın en yakın arkadaşı olan –aslından küçüklükten beri Xander’a aşık olan– Willow var sırada. Çekingen bir kişiliği olan Willow’u canlandıran oyuncu Alyson Hannigan‘ı, uzun süredir devam eden komedi dizisi How I Met Your Mother‘daki Lily karakteriyle tanıyabilirsiniz.
Cordelia ve Angel
Sunnydale’in popüler ponpon kızı Cordelia rolüyle, Charisma Carpenter var kadroda. Güzel oyuncuyu, Buffy’nin uzantısı olan Angel ve başka bir gençlik dizisi olan Veronica Mars‘tan bilebilirsiniz.
Son olarak sıra, Buffy’nin kalbini çalan gizemli karakter Angel‘a geldi. Belki bilmeyen vardır mantığıyla karakterinin gizemlerine pek değinmiyorum (çünkü ilk bölümde öğrenemiyoruz hakkında pek bir şey). İlk başta geçici olarak düşünülen Angel karakteri o kadar tuttu ki daha sonra kendi ismini taşıyan bir uzantı dizi bile hazırlandı ve 5 sezon boyunca devam etti. Angel’ı canlandıran David Boreanaz‘ı şu anda yayınlanan polisiye dizi Bones‘un erkek başrol oyuncusu olarak seyredebilirsiniz.
 
Buffy_cast_season5
Yukarıdaki karakterler ve oyuncular haricinde, 7 sezon boyunca hayati önem taşıyan karakterleri vardı dizinin. Yine, ispiyon olmasın diye onların rollerine değinmeyeceğim ama isimleri ile birlikte oyunculardan bahsetmem gerekir diye düşünüyorum.
İlerleyen sezonda katılacaklar:

Şimdi sırada dizinin bilinmeyen yönleri var. Onları da maddeler halinde yazacak olursak:

  • Dizide Darla‘yı canlandıran Julie Benz, aslında Buffy rolü için, Buffy’yi canlandıran Sarah Michelle Gellar ise Cordelia rolü için seçilmiş. Dizinin çekimlerine başlanmadan son anda, yapımcılar oyuncuları değiştirmeye karar vermişler.
  • Karakterlerimizin gittiği Sunnydale Lisesi, diziden önce Beverly Hills, 90210, diziden sonra The O.C.‘nin çekimlerinde de kullanıldı.
  • Her vampirin öldürülüp toza dönüşme sahnesi, 5.000 dolara mal oluyormuş. Bunun dışında dizinin bölüm başı maliyeti 1,4 milyon dolarmış.
  • Joss Whedon, Xander karakterini kendinden esinlenerek yazmış.
  • “I Was Made To Love You” adlı bölümde, aslında ünlü şarkıcı Britney Spears da yer alacakmış. Fakat son dakika aksiliği çıkınca bu durum iptal olmuş.
  • Dizide, David Boreanaz’ın makyajının yapılması, yaklaşık 2 saati buluyormuş.

Buffy the Vampire Slayer’ın, çizgi romanları da mevcut. Dizinin öncesini anlatan hikayeler olduğu gibi, gelecek için yazılmış olanlar da var. 7 sezonda biten dizinin, çizgi roman olarak devam etmiş 8. ve 9. sezonları da, finalin ardından raflarda yer aldı. Hatta Türkiye’de de çıktı. Dizinin kağıt üzerindeki hikayeleri, sadece çizgi romanlardan oluşmuyor. Alternatif olarak çıkmış Buffy romanları ve son sezonu anlatan ve 22 bölümden oluşan kitap “Seçilmiş”i de yine kitapçıların raflarında görebiliriz.

Benim izlediğim ilk yabancı dizi olarak, bu yola girmemi sağlayan Buffy’yi bu tarz yapımlardan hoşlananlara tavsiye ediyorum. Vampir efektleri vs. kötü olabilir; ama 90’ların sonuna göre gayet başarılı bir dizi olduğunu düşünüyorum. Joss Whedon’ın da adını duyup efsaneleşmesini sağlayan dizimizin 4. sezon 10. bölümü Hush ile de Emmy’ye aday olduğunu belirterek, tanıtım yazısını bitiriyorum.


Angel — Tanıtım

$
0
0

Sitede vampir avcısı kızımız Buffy’den bahsedip, Angel’ı es geçmek olmaz. Buffy the Vampire Slayer‘ın uzantısı (spin-off) ve yine Buffy gibi kült olmuş başka bir yapım olan Angel‘ı merak edenleri ve tekrar hatırlamak isteyenleri için ele alalım.

Doyle - Angel - Cordelia
Doyle – Angel – Cordelia

Dizimiz, 1999-2004 yılları arasında, toplam 5 sezon 110 bölüm sürdü. Yine Buffy gibi The WB‘de başladı ve kanal değiştirmeden aynı şekilde devam etti. Angel, Buffy’nin yaratıcısı Joss Whedon ve şu an NBC’de yayınlanmakta olan Grimm‘in yaratıcılarından olan David Greenwalt‘un elinden çıktı.

Dizinin ilk bölümü ve Buffy the Vampire Slayer’ın 3. sezon finalinden az da olsa ispiyon vereceğimiz kısma gelelim…

Buffy’nin 3. sezonunun son bölümünde Angel, Sunnydale’i terk eder. Dizimizde Los Angeles’a geldiğini görürüz. Burada kötülüklere karşı savaşmaya çalışan vampirimiz, Buffy’den bildiğimiz Cordelia ve burada tanıştığı Doyle ile birlikte kendi yolunu çizer.Kısacası, genel olarak Angel ve tayfasının başlarına gelenler etrafında gelişen olayları seyrediyoruz. Dizinin doğa üstü kısmı kadar dedektiflik kısmının da gayet ağır basması dikkat çekici bir etken. Yani Buffy, daha çok ergenlik konularını ele alırken, Angel ciddi olaylarla uğraştı.

Karakterlere ve oyunculara gelirsek…

(Dizinin ilk bölümü ve Buffy the Vampire Slayer dizisinin ilk 3 sezonuyla ilgili ispiyondevam)

Diziye ismini veren karizmatik karakterimiz Angel‘dan başlayalım. Angel’ın hikayesi için Buffy’nin ilk sezonlarına dönmemiz gerekecek. Vampirimiz, yüzyıldan uzunca bir süre Darla, Spike ve Drusilla ile birlikte ortalığı kan gölüne çevirir. Bunca yıldan sonra, yanlış bir kişiye toslar. Çingene kabilesinden genç bir kızı öldüren vahşi vampirimiz, çingenelerin yaptığı büyüyle birlikte lanetlenir ve ruhu kendisine verilir. Bu olaydan sonra, işlediği her cinayeti hatırlayarak bunlar için büyük vicdan azabı çekmeye başlar. Ruhunu aldıktan sonra artık iyi tarafa geçtiğini de atlamamak lazım. Kült vampirimize, şu an Bones‘un erkek başrolünde gördüğümüz David Boreanaz hayat veriyor.

İkinci karakterimize gelelim. Cordelia‘yı Buffy’nin ilk bölümünden beri biliyoruz. Okulun en popüler ve aynı zamanda ponpon kızı olan Cordelia, üniversiteye gitmek yerine yaşamak için küçüklüğünden beri hayalini kurduğu şehir olan Los Angeles’a yerleşir. Burada yolları Angel’la kesişen güzel kızımızın, genç kızlıktan yetişkin bir kadına geçme dönemini çok güzel seyrediyoruz. Karakterimize Charisma Carpenter hayat veriyor. Kendisini Buffy the Vampire Slayer ve Angel haricinde Veronica Mars‘tan biliyoruz.

– 

Son olarak Doyle‘dan bahsedelim. İlk çekirdek kadromuzdaki ilk yeni karakterimiz kendisi oluyor. Angel’ın Los Angles’ta tanıştığı sevimli karakterimiz aynı zamanda yarı iblis oluyor. Geleceğe dair imgelemler görebilme yeteneği olan Doyle’umuz aynı zamanda İrlandalı. Yine İrlandalı bir oyuncu olan Glenn Quinn hayat verdi bu karakterimize. Kendisi, dizide yer aldıktan sonra 2002 yılında hayatını kaybetti ne yazık ki. En sevdiğim karakteri canlandıran başarılı oyuncumuzu, Angel öncesinden en iyi, yine kültlerden sayılabilecek Roseanne‘den hatırlayabilirsiniz.

Şimdi ileride katılacak olan oyunculara geçelim. Baştan uyarayım, katıldıkları zamanla ve Buffy’nin ilk 3 sezonuyla ilgili ispiyon içeriyor bundan sonrası da.

Makyajlı ve makyajsız Andy Hallett
Makyajlı ve makyajsız Andy Hallett

Dizimizle ilgili bir sürü bağımsız roman ve çizgi roman çıktı. Roman olarak, ülkemizde sadece Perili Ev raflarda yerini alabilirdi. Çizgi romanlar benim bildiğim Türkiye’de çıkmadı ama yeni hikayeler haricinde, karakterler üstüne yoğunlaşılmış bir sürü sayı da çıkarttılar. Bu karakterlere örnek olarak Doyle, Wesley, Gunn ve Illyria verilebilir.

Yine Buffy gibi kültlerin arasına girmiş Angel’ı, bu tarz yapımları takip eden herkese öneriyorum. Şimdiki vampir dizilerini havada karada alt edebileceğini düşündüğüm dizimizi, merak edip izleyeceklere şimdiden iyi seyirler diliyorum.

Pek güzel müziği eşliğine ilk sezon jeneriği

Tanıtım filmlerinin hepsi uzun ve ispiyonludur!
1. sezonun tanıtım filmi

2. sezonun tanıtım filmi

3. sezonun tanıtım filmi

4. sezonun tanıtım filmi

5. sezonun tanıtım filmi

 

 

Being Human (ABD) — Tanıtım

$
0
0

Eureka, Caprica ve Sanctuary gibi dizileri bünyesinde bulunduran Syfy kanalı, Twilight ile zirve yapan vampir-kurtadam temalı yapımların takipçisi olarak 2010 yılında yeni bir dizi siparişi vermişti. Arkada bıraktığımız 2011 yılının başlarında ilk sezonuyla karşımıza çıkan Being Human, 16 Ocak 2012 itibariyle 2. sezonu ile ekranlarda olacak. Peki, tam olarak nasıl bir şey bu dizi? Bu sorunun cevabı yazının devamında.

Orijinal Being Human’ın kadrosu

Being Human aslında yeniden yapım olan bir dizi. 3 sezonu geride bırakmış, 4. sezonu da 2012 başlarında yayına girecek olan ve kendisiyle aynı adı taşıyan bir İngiliz dizisinden uyarlanmış. Dizi, genel olarak aynı evde yaşayan vampir, kurtadam ve hayalet üçlüsünün yaşadıkları ve “normal” olmak için verdikleri çaba üzerine kurulu.Karakterler üzerinden konudan bahsetmeye devam edersek:

Ian Daniel “Aidan” McCollin

Aidan, dizinin 200 küsür yaşlarında, yıllarca her türlü kanlı aktiviteye bulaşmış ama artık bunlardan arınarak sakin bir hayat yaşamak isteyen vampir unsuru. Hatta bu amaçla aynı hastanede birlikte çalıştığı yakın arkadaşı Josh’u da ikna eder ve ikili birlikte bir ev tutar. Ama daha ilk bölümün başlarında Aidan’ın yaşadığı bir olay, bunun düşündüğü kadar kolay olmayacağını ona açıkça gösterir. Üstelik karşısında, onun kendilerinden ayrılmasını kolay kabullenmeyecek vampirler de vardır.Ufak not: Aidan ismi orijinal Being Human’da vampiri oynayan aktör Aidan Turner‘a ithafen koyulmuş.

Joshua “Josh” Radcliff

Josh, dizinin sahip olduğu nadir özelliğin hayatına olan etkisinden hiç hoşnut olmayan kurtadam öğesi. Bir kurtadam tarafından ısırıldıktan sonra ailesinden ve yakın çevresinden ayrılmak zorunda kalmış ve bu durumu hala tam anlamıyla içine sindirememiş. Kurtadam olduğu için karşı cinsle yakınlaşma ve ciddi bir ilişki yaşama konusunda çekinceleri var. Aidan’ın ev arkadaşlığı teklifini de eski “normal” hayatına duyduğu özlemden dolayı kabul eder. Ama onun da peşinde bunun kolay olmayacağını ona gösterecek olan unsurlar hiç de az değil.

Sally Malik

Sally Malik

Aidan ve Josh yeni evlerine taşındıklarında karşılarında davetsiz bir misafir bulurlar. Sally, dizinin bu evde hayatını kaybetmiş ama ruhu huzur bulamadığından dolayı hayalet olarak dönmüş parçası. Nişanlısıyla birlikte yaşadığı evdeki ölümüyle ilgili neredeyse hiçbir şey hatırlamayan Sally, bir yandan bu duruma açıklık getirmeye çalışırken, bir yandan da ölümünün ardından gerçekleşen değişikliklerin üstesinden gelmeye çalışıyor.Dizi, genel konu itibariyle bu şekilde. Ayrıca ilk sezonda İngiliz diziyle paralel gitse de senarist ve oyuncular 2. sezon ile birlikte bağımsız devam edeceğine yönelik açıklamalarda da bulundular.Konunun ardından dizinin kadrosundan bahsedecek olursak:

Dizinin 3 başrolünden vampir Aidan’ı Smallville ve Battlestar Galactica gibi tv yapımlarında da yer almış Sam Witwer canlandırıyor. Bunların dışında konuk oyunculukları bulunan ve Star Wars:The Clone Wars için seslendirmeler de yapan biri. Bir diğer ana karakter kurtadam Josh rolü Sam Huntington‘a emanet. Oyuncu, ABC‘nin 6 bölümde iptal ettiği dizisi Cavemen‘deki başrolünün yanında, bazı dizilerde konuk oyunculukları bulunan birisi. Hayalet Sally’e ise The Assistants ve 15/Love gibi tv yapımlarında da yer almış Meaghan Rath hayat veriyor.Ana karakterlerin yanında dizide önemi olan yan kadrodan da söz edersek:

Aidan ve James Bishop

Aidan ve James Bishop

Aidan’ın istemese de içinde bulunduğu vampir topluluğunun başı James Bishop‘ı içine girmediği dizi neredeyse kalmayan, Lost dizisinin Jacob‘ı olarak da tanınan Mark Pellegrino oynuyor. Dizide Aidan’ın “yakın” arkadaşı olan Rebecca karakteri de Sarah Allen‘a emanet.Aidan ve Josh’un çalıştığı hastanenin hemşire Nora’sını Valemont‘taki rolüyle de bilinen Kristen Hager canlandırırken, Josh’un kızkardeşi Emily‘yi Alison Louder oynuyor.Son olarak, Sally’nin nişanlısı Danny’yi konuk oyunculuğun çokça olduğu bir kariyeri bulunan Gianpaolo Venuta oynarken, The Mysteries of Alfred Hedgehog‘ın arkasındaki isimlerden Angela Galuppo da Sally’nin en yakın arkadaşı Bridget’i canlandırıyor.

Bridget, Sally ve Danny

Bridget, Sally ve Danny

Açıkçası diziye başlarken kanal Syfy’ın tartışmalı sicilini düşünmedim değil. Ama vampir-kurtadam kültürüne bağlı Amerikan uyarlaması bir dizinin nasıl olduğuna dair merakım galip gelince, bir çırpıda izleyiverdim ilk sezonu.Kişisel görüşüm, dizinin kendi içinde ve diğer vampir-kurtadamlı yapımlardan ayrı değerlendirildiğinde iyi bir yapım olduğunun söylenebileceği. True Blood, The Vampire Dairies gibi yapımlardan kendini ayıran özellikleri de mevcut tabii ki.

Ayrıca, mükemmel oyunculuklara sahip olmasa da bir vampir-kurtadam dizisi için yeterli kabiliyette olduklarını düşündüğüm oyunculara sahip bir dizi. Genel konu da insanı sıkmayan bir akıcılıkta işleniyor.Sonuç olarak, vampir-kurtadamlı yapımlardan hala sıkılmadıysanız ve Syfy ile bir derdiniz yoksa, Being Human’a şans vermenizi tavsiye edebilirim. Ayrıca dilerseniz, dizi hakkında fikir vermesi için bu kısa videoya da bakabilirsiniz. İyi seyirler.

Being Human 4. Sezon Tanıtım Filmi

$
0
0

İngilizlerin başarılı doğaüstü dizisi Being Human‘ın 8 bölümlük 4. sezonu başlamak üzere.Şubat’ın ilk haftası yayına girecek olan 4. sezonun ispiyonlu tanıtım filmi için yazının devamına bekleniyorsunuz.Türkçe altyazı bulamadığı için bu diziyi izlemeye başlamamışlara ya da 1. sezondan sonra bırakanlara hatırlatalım : 22dakika katkıcılarından Tyndale, derdinize derman olmakta. Kendisi şu ana dek, 2. sezonun ilk 2 bölümünü çevirdi bile.

Masters of Horror — Tanıtım

$
0
0
Masters of Horror

Masters of Horror

Masters of Horror; 2005-2007 yılları arasında, Showtime‘da yayınlanan ve Mick Garris tarafından hayata geçirilen bir korku dizisi projesiydi. Aynı zamanda Cnbc-e’de de yayınlandı.Mick Garris, ünlü korku yönetmenlerini toplamış ve ortaya bu harika seriyi çıkartmış. Her ne kadar her bölümü birbirinden bağımsız, film tadında olsa da 2 sezonluk dizi formatında televizyonlarda yayınlandı.

Korku dizilerinin azlığı bir gerçek. American Horror Story‘nin son zamanlarda çokça duyulmasıyla birlikte, bu dizinin de tanıtımını yapmak istedim. Daha önce burada değinilmişti, fakat sadece bu diziyi konu alan bir tanıtım olsun istedim.

Dizinin toplamda 26 bölümü var. Kısa bir şekilde bölümlerden bahsetmek istiyorum, fakat öncesinde dizimizin takdir edilesi açılışını paylaşalım:

http://www.youtube.com/watch?v=ZwUe3ha7q8Q

1. Sezon

1) Incident On and Off a Mountain Road

Arabasıyla kaza yapan Ellen, diğer sürücünün iyi olup olmadığına bakmak için arabadan indiğinde, deforme olmuş katilimiz “Moonface-Aysurat” ile karşılaşacaktır. Joe R. Lansdale‘in kısa hikayesinden uyarlanan bölümün yönetmeni Phantasm‘dan tanıdığımız Don Coscarelli. Başrollerde ise Bree Turner, Angus Scrimm, John DeSantis ve Ethan Embry var.

2) Dreams in the Witch-House

Üniversite öğrencisi Walter, tezini sessiz bir ortamda bitirebilmek amacıyla bir oda kiralar. Komşularından, bebeğiyle birlikte yaşayan genç kadın bir fare tarafından rahatsız ediliyordur. Walter, kadınla yakınlaşmaya başlar, fakat alt kattaki yaşlı adam onu fare konusunda uyarmaya başlar. H.P.Lovercraft‘ın aynı adlı hikayesinden uyarlanan bu bölümü Re-Animator‘den tanıdığımız Stuart Gordon yönetti. Başrollerde ise Ezra Godden ve Chelah Horsdal var.

3) Dance of the Dead

Restoranda çalışan Peggy, restorana gelen Jak’tan çok etkilenir. Jak onu ölülerin dans ettirildiği bir mekan olan “The Doom Room-Kıyamet Odası”na götürür. Richard Matheson‘un kısa hikayesinden uyarlanan bu bölümü The Texas Chain Saw Massacre, Poltergeistve Salem’s Lot‘tan tanınan Tobe Hooper yönetti. Başrollerde Jonathan Tucker, Jessica Lowndes ve biricik Freddy Krueger‘ımız Robert Englund var.

4) Jenifer

Polis olan Frank, arabada yemeğini yerken, delirmiş bir adamın genç bir kızı öldürmeye çalıştığını görür ve kızı kurtarır. Bu yüzü deforme olmuş, vücudu güzel olan genç kıza acıyan Frank, kızı tımarhaneden kendi evine getirir; fakat Frank kıza yavaş yavaş takıntılı olmaya başlar. Korku dergisi Creepy‘nin 63. sayısından uyarlanan bu bölümü Suspiriave Inferno ‘dan tanınan usta yönetmen Dario Argento yönetti. Başrollerde Steven Weber ve Carrie Flemingvar.

5) Chocolate

Boşanmış ve bir çocuğu olan Jamie, bir gün, bir kadına ait kokular almaya ve görüntüler görmeye başlar. Kadını takıntı haline getiren Jamie, onu bulmaya çalışır. Bu bölümü Bag of Bones, The Stand ve The Shining mini dizilerinden tanınan Mick Garris yönetti. Başrollerde ise Matt Frewer, Stacy Grant ve Henry Thomas var.

6) Homecoming

Amerika başkanının yeniden seçimi sırasında ölü askerler ortaya çıkmaya başlar. Bu, korkudan ziyade değişik bir siyasi eleştiri olan ve Dale Bailey‘nin kısa hikayesinden düzenlenen bölümü Gremlinsve Piranha‘dan bilinen yönetmen Joe Dante yönetmiştir. Başrollerde Thea Gill ve Jon Tenney vardır.

7) Deer Woman

Dedektif Dwight Faraday, bir kamyonun arkasında bulunan bir cesetle ilgili soruşturmaya atanır. İlk başta hayvan saldırısı gibi gözükse de yerine oturmayan bazı parçalar vardır. Bu bölümü An American Werewolf in London ve The Blues Brothers‘tan tanıdığımız John Landis yönetti. Başrollerde Cinthia Moura, Anthony Griffith, Brian Benben var.

8) Cigarette Burns

Film koleksiyoncusu Bellinger, lanetli bir film olarak geçen ve kaybolmuş bir film olan “La Fin Absolue du Monde” adlı filmi bulmak için Kirby’i tutar. Bu dikkate değer bölümü In the Mouth of Madness, Escape From New York, They Live, Christine, The Thing, The Fog ve Halloween gibi kült filmleri yöneten John Carpenter yönetti. Başrollerde ise Norman Reedus ve Udo Kier var.

9) The Fair Haired Child

Tara, bisikletiyle okulundan evine dönerken yolda saldırıya uğrar ve kaçırılır. Kaçırıldığı evin sahibi, eski bir piyanist olan Anton’dur. Tara evden kaçmaya çalışırken, bodrumda bir çocuğun daha olduğunu fark edecektir. Bu bölümü, House on Haunted Hill ve FeardotCom‘dan tanınan William Malone yönetti. Başrollerde ise Lori Petty , Lindsay Pulsipher, Jesse Haddock ve William Samples var.

10) Sick Girl

Aşırı utangaç, lezbiyen ve entomolojist (böcekbilimcisi) olan Ida, bir gün kapısında isimsiz olarak Brezilya’dan gelen, daha önce hiç karşılaşmadığı bir böcek bulur; fakat böcek kaçar. Ida böceği ararken, aynı zamanda lobideki esrarengiz kızla yakınlaşmaya başlayacaktır. Bu bölümü May ve Red‘den bilinen Lucky McKee yönetmiştir. Başrollerde ise Angela Bettis, Misty Mundae ve Jesse Hlubik var.

11) Pick Me Up

Otobüsleri yolda bozulduğunda; Stacia en yakın motele yürümeye, diğer iki yolcu bir kamyona otostopçu olarak binmeye, geri kalanlar ise yardım gelene kadar otobüste beklemeye karar verirler. Fakat hiçbir şey planlandığı gibi gitmez. David Schow‘un kısa hikayesinden uyarlanan bu bölümü God Told Me To ve It’s Alive‘dan tanınan Larry Cohen yönetti. Başrollerde ise Fairuza Balk, Warren Kole, Michael Moriarty var.

12) Haeckel’s Tale

Karısını kaybetmiş olan bir adam, onu geri getirebilmek için ölü çağırıcı (necromancer) bir kadının evine gider. Fakat kadın, ona işlemin çok zor olduğunu ve beklediği gibi bir sonuç olmayacağını söyler ve daha rahat karar verebilmesi için Ernst Haeckel’ın hikayesini anlatmaya başlar. Clive Barker‘ın kısa hikayesinden uyarlanan bu bölümü Wild Things ve Henry: Portrait of a Serial Killer‘dan tanınan John McNaughton yönetti. Başrollerde ise Leela Savasta, Steve Bacic, Micki Maunsell ve Derek Cecil var.

13) Imprint

Hayatının aşkı olan Komomo’yu bulmak için Japonya’ya gelen Christopher, deforme olmuş bir fahişeden öldüğünü öğrenince, fahişeden hem Komomo’nun hem de kendi hayat hikayesini anlatmasını ister. Bölümü Three Extremes , Auditionve Ichi The Killer gibi sorunlu filmleri çeken Takashi Miike yönetti. Bu bölüm, içeriğinden dolayı Amerika’da yayınlanmadı. Başrollerde ise Billy Drago ve Youki Kudohvar.

İlk sezonu bitirdik :) Biraz ek bilgi vermek gerekirse;* John Mcnoughton’ın yönettiği 12. bölüm Haeckel’s Tale için ilk düşünülen isim George A. Romero‘ymuş, ama olmamış.* Lucky Mckee’nin yönettiği 10. bölüm Sick Girl için ilk düşünülen isim Roger Corman‘mış, ama olmamış.* Masters of Horror korku serisi, Showtime ortaya çıkmadan çok önce finanse edilerek çekilmeye başlanmış. Orijinal fikir, bu seriyi tamamlayıp Anchor Bay Entertainment tarafından dvd olarak basmakmış.* Joe Dante tarafından yönetilmiş olan 6. bölüm Homecoming’de görülen mezar taşlarından sonuncusunun üzerinde G. A. Romero yazıyor, George A. Romero’ya atfen.Sezonu genel olarak yorumlamam gerekirse; Jenifer, Cigarette Burns ve Imprint’in mutlaka izlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca izlerken beğendiğim bölümler olarak Incident on and Off a Mountain Road ve Chocolate’ı söyleyebilirim :)2. Sezon

1) The Damned Thing

1981’de, şimdi Şerif olan Kevin’ın babası, annesini öldürmüş ve onu da öldürmeye çalışmıştır. Şimdi ise tekrar tuhaf olaylar görülmeye başlar. Kevin, bu olayların birbiri ile bağlantılı olduğunu düşünmeye başlar. Bu bölümü ilk sezonun 3. bölümü olan Dance of the Dead adlı bölümü yöneten Tobe Hooper yönetti. Başrollerde Sean Patrick Flanery , Marisa Coughlan ve Brendan Fletcher var. Bölüm, Ambrose Bierce‘ın kısa hikayesinden uyarlanmış.

2) Family

Yeni evlerine taşınan evli çift, sessiz ve yaşlı bir adam olan komşuları ile tanışırlar. Bu bölümü, ilk sezonun 7. bölümü olan Deer Woman’ı yöneten John Landis yönetti. Başrollerde George Wendt, Meredith Monroe ve Matt Keeslar var.

3) The V Word

Kerry ve Justin adlı iki yakın arkadaş, bir gece çılgınlık yapıp bir cenaze evine girerler. Bu bölümü; Dexter‘ın 6 bölümünü, The Walking Dead‘in 3 bölümünü yöneten ve çeşitli dizilerde yönetmenlik yapan Ernest R. Dickerson yönetti. Başrollerde Michael Ironside, Arjay Smith ve Branden Nadon var.

4) Sounds Like

Oğlunu kaybettikten sonra büyük travma yaşayan Larry, bir süre sonra çok iyi bir duyma kabiliyeti olduğunu fark eder. Bu bölümü Fringe‘den 12 bölüm yöneten ve çeşitli dizilerde yönetmenlik yapan, ayrıca The Machinist, Transsiberian ve Session 9‘dan tanıdığımız Brad Anderson yönetti. Başrollerde Chris Bauer, Richard Kahan ve Laura Margolis var.

5) Pro-Life

Klinikte çalışan Kim ve Alex, arabayla giderken aniden karşılarına hamile bir genç kız çıkar. Kızın iyi olduğundan emin olmak için kliniğe götürürler ve kız bebeği aldırmak istediğini söyler. Arkalarından bir araba daha kliniğe gelir; fakat kız, onları içeri almamalarını söyler. Bu bölümü ilk sezonun 8. bölümü olan Cigarette Burns’ü yöneten John Carpenter yönetti. Başrollerde Emmanuelle Vaugier, Caitlin Wachs, Mark Feuerstein ve Ron Perlman var.

6) Pelts

Kürk işiyle uğraşan Jake, iyi bir kürk için elinden gelen her şeyi yapmaya hazırdır. Ona kürkleri sağlayan kişi, birkaç rakun yakalar. Kürkleri aşırı güzeldir. Onları işlemeye başlarlar; fakat ortada büyük bir sorun vardır. Bu bölümü 1. sezonun 4. bölümünü yöneten Dario Argento yönetti. Başrollerde Meat Loaf ve Ellen Ewusie var. F. Paul Wilson‘ın kısa hikayesinden uyarlandı.

7) The Screwfly Solution

Bir virüs, erkekleri psikopat katillere dönüştürdüğünde, bir anne ve kızı hayatta kalmak için kaçmaya başlarlar. Bu bölümü 1. sezonda 6. bölüm olan Homecoming’i yöneten Joe Dante yönetti. Başrollerde Jason Priestley, Kerry Norton , Elliott Gould, Linda Darlow ve Brenna O’Brien var.

8) Valerie on the Stairs

Yazarların, eserleri yayınlanana kadar kaldığı bir yer olan Highberger evine taşınan Rob Hanisey, ilk kitabını yazmaya çalışır. Rob bir süre sonra gizemli bir kızı görmeye başlar. Clive Barker‘ın “Revelations” adlı kısa hikayesinden uyarlanan bu bölümü, ilk sezondaki 5. bölümü yöneten Mick Garris yönetti. Başrollerde Tyron Leitso, Christopher Lloyd, Suki Kaiser ve Clare Grantvar.

9) Right to Die

Bir trafik kazası sonrası, çok feci bir şekilde yaralanan karısının ölümüne karar vermesi gereken Cliff, karısı tarafından rahat bırakılmaz. Bu bölümü Wrong Turn ve The Alphabet Killer‘dan tanıdığımız Rob Schmidt yönetti. Bölümde Martin Donovan, Julia Benson ve Robin Sydney oynuyor.

10) We All Scream for Ice Cream

Dondurma satan bir zombi palyaço etrafa terör estirmeye başlar. Bu bölümü John Farris‘in “You Scream, I Scream, We All Scream for Ice Cream” adlı kısa hikayesinden uyarlayan; Child’s Play ve Fright Night ‘ı da yöneten Tom Holland yönetti. Başrollerde Colin Cunningham ve William Forsythe var.

11) The Black Cat

Parasız kalmış bir yazar olan Edgar Allen Poe’nun karısı, çaresiz bir hastalığa yakalanmış ve gün geçtikçe ölüme daha çok yaklaşmaktadır. Karısının durumu Poe’nun psikolojisini bozarken, bir yandan da karısının kara kedisi, Poe’yu çıldırtmaya başlayacaktır. Edgar Allen Poe‘nun aynı adlı hikayesinden uyarlanan bu bölümü, ilk sezonda 2. bölümü yöneten Stuart Gordon yönetti. Başrollerde Jeffrey Combs ve Elyse Levesque var.

12) The Washingtonians

Mike; karısı ve kızıyla beraber, ölen büyükannesinin eski evine taşınır. Evde bulunan George Washington’ın portresinin arkasında tuhaf bir mektup bulur. Mektupta, Washington’ın yamyam olduğundan bahsedilmektedir. Bentley Little‘ın kısa hikayesinden uyarlanan bu bölümü The Changeling‘den tanınan Peter Medak yönetti. Başrollerde Johnathon Schaech, Venus Terzo ve Myron Natwick var.

13) Dream Cruise

Tokyo’da çalışan Amerikalı avukat Jack, müvekkillerinden birinin karısına aşık olmuştur. Kardeşini daha önce suda boğulduğu için kaybeden Jack, aşık olduğu kadın ve kocasıyla birlikte bir tekne yolculuğuna çıkacaktır. Başrollerinde Daniel Gillies, Yoshino Kimura ve Miho Ninagawa‘nın oynadığı bu bölümü Ring 0: Birthday ve Premonition‘ı yöneten Norio Tsuruta yönetti.

2. sezonu kendi açımdan yorumlamam gerekirse eğer, Pelts, Right To Die, The Black Cat ve Family en güzel bölümleri bence. İzlerken beğendiğim diğer bölümler ise Sounds Like, The Screwfly Solution.Dizimiz yayınlandığı dönem çok ilgi çekmedi haliyle. Korku filmleri bile beğenilmezken böyle bir formatı tutturmak çok zordu. İmdb sayfasında bile puanı düşük sayılabilir. Dizi yayınlanıp bittikten sonra aynı formatta olan yine Mick Garris’in yaratıcısı olduğu Fear Itself yayınlandı. Fakat, Masters of Horror’dan bile az ilgi gördü ve sadece tek sezon sürdü. Seri, ilki kadar başarılı değildi zaten. Daha sonra ise bilim kurgu severleri sevindiren, Masters of Horror’la aynı formatta olan fakat bilim kurgu türü için yapılan ve şurada bahsi geçen; Masters of Science Fiction adlı seri 6 bölüm çekildi, fakat sadece 4 bölümü televizyonlarda yayınlandı.Son olarak, dizimizin hala yayında olan resmi sitesine buradan ulaşabilirsiniz.

The Vampire Diaries — Tanıtım

$
0
0

2005-2008 yılları arasında piyasaya çıkan Twilight serisi, filmlerinin de etkisiyle patlama yapınca, tüm dünyayı etkisi altına alan bir sivri diş düşkünlüğü başlattı. The CW kanalı da bu düşkünlüğün peşinden giderek 2009 yılında izleyicilerinin karşısına yeni bir diziyle çıktı. Tanıtımının yapıldığı şu sıralar 3. sezonu yayında olan The Vampire Diaries, kanalının en sevilen dizilerinden biri olarak ekranda yer almaya devam ediyor. Peki, tam olarak nasıl bir şey bu dizi? Bu sorunun cevabı, yazının devamında.

The Vampire Diaries, Amerikalı yazar L.J. Smith‘in 1991 yılında ilki çıkan aynı isimli kitap serisinden uyarlanmış bir dizi. Seriye ait 4 kitap yazdıktan sonra başka eserlere yönelen –The Secret Circle üçlemesi de buna dahil- ve uzun bir süre de yazmaya ara veren yazar, kitaplarının dizi yapımı olmasıyla devam kararı aldı.

Kitap serisinin hali hazırda Smith’e ve hayalet bir yazara ait birçok kitabı bulunuyor. Bunların bir kısmı Artemis Yayınları tarafından çevrilerek ülkemizde de satışa sunulmuş durumda. The Vampire Diaries, ülkemizde Cnbc-e kanalı tarafından yayınlanıyor. Dizinin konusuna gelecek olursak:

Virginia eyaletinin küçük bir kasabasında, Mystic Falls‘ta yaşayan dizinin ana karakteri Elena Gilbert, ailesini kısa zaman önce bir kazada kaybeden 17 yaşındaki bir kız. Hem ailesinin kaybının üstesinden gelmeye hem de yoluna devam etmeye çalışan Elena’nın hayatı, okuduğu lisenin yeniden açıldığı gün, eskisi gibi olamayacak şekilde değişir.

Stefan Salvatore, yıllar önce terk ettiği Mystic Falls’a geri dönmüş bir vampir. Kendi yaşında gösteren herkes gibi okula başlayan Stefan, ilk günden Elena’nın ilgisini çeker. Aslında Elena da onun ilgisini… İkili, aralarındaki çekimin etkisiyle yakınlaşırlar ama güzel şeyler başlıyor denilen noktada her şey birden karışıverir. Stefan karşısında görmeyi beklemediği, aslında görmeyi istemediği tek kişiyi görür: Kardeşi Damon Salvatore’u…

Damon, kardeşinde bulunan her türlü özelliğin tam tersine sahip bir vampir. Stefan ne kadar iyiyse, Damon o derece kötü. Bunun yanında, Stefan, yıllar boyu başından geçenler nedeniyle insan kanı içmeyi bırakmış olsa da vampir doğasına karşı gelinmemesi gerektiğini savunan Damon, insanlardan beslenmekten çekinmeyen birisi. Ama ikili arasındaki zıtlığın ve anlaşmazlığın aslında çok eski bir temeli var: Katherine Pierce.
Uzun yıllar önce, henüz insanken aynı kızdan hoşlanan iki kardeş, Katherine’in bir yangında ölmesi ve yangının arkasındaki yaşanmışlar nedeniyle bitmeyen bir gerilime sahipler. Damon’ı kendinden ve çevresinden uzak tutmak isteyen Stefan, geçmişte olanlardan Stefan’ı suçlayan intikam arayışındaki Damon ve Stefan’ın değer verdiği biri ve Katherine’e ikizi kadar benzediği için her şeyin merkezinde olan Elena… Mystic Falls sakinleri, Salvatore kardeşlerin geri dönmesiyle birlikte hiç sahip olmadıkları türden bir karmaşaya sürüklenirler.

Konu bu şekilde. Dizinin karakter bazlı zengin kadrosundan bahsedecek olursak:

Dizide hem Katherine’i hem de ana karakter Elena Gilbert’ı canlandıran Nina Dobrev, başta Degrassi: The Next Gneration olmak üzere çeşitli TV yapımlarında rol almış biri. Dizinin iyi vampiri Stefan Salvatore karakteri, birçok diziye (Army Wives, American Dreams, 24…) birden fazla bölümde konuk olmuş olan Paul Wesley tarafından canlandırılıyor. Dizinin kötü vampiri Damon ise özellikle Lost dizisinin Boone‘u olarak da bilinen, çoğunlukla TV yapımlarında kendini göstermiş Ian Somerhalder‘a emanet. The Vampire Diaries‘in başrolleri bu şekilde. Dizinin sahip olduğu diğer ana karakterlerle devam edecek olursak:

Jeremy Gilbert, Elena’nın her alanda sorunları olan erkek kardeşi. Ailesinin ölümünün üstesinden gelmeyi pek başaramamış olan Jeremy’nin, okul ve özel hayatının da düzenli olduğu söylenemez. Karakteri, dedesi Steve McQueen gibi oyunculuk yapan genç aktör Steven R. McQueen canlandırıyor.

Jenna Sommers, Elena’nın teyzesi ve iki kardeşin yasal vasii. Kız kardeşinin ölümüyle iki yeğeninin sorumluluğunu üzerinde buluveren Jenna’nın, bu durumu kontrol edebilmekle ilgili bazı sorunları var. Tabii ki özel hayatıyla da… Karakteri, henüz kariyerinin başındaki isimlerden Sara Canning canlandırıyor.

Bonnie Bennett, Elena’nın en iyi arkadaşı ve dizinin soyu Salem‘e dayanan, cadılığını yeni keşfetmeye başlamış karakteri. Stefan ve Damon’da anlamlandıramadığı bir “tuhaflık” olduğunu düşünen Bonnie’yi aynı zamanda şarkıcılık da yapan Kat Graham canlandırıyor.

Caroline Forbes, Elena’nın en iyi arkadaşlarından ve okulun en popüler kızlarından biri. Bonnie-Elena yakınlığını içten içe kıskanan Caroline’ın Salvatore mücadelesindeki konumu da oldukça yüksek. Karakteri, çıkışını diziyle yapmış olan genç oyuncu Candice Accola canlandırıyor.

Tyler Lockwood, Elena’nın çocukluk arkadaşlarından ve okulun popüler erkeklerinden biri. Belediye başkanının oğlu olan Tyler’ın, Jeremy ile arasının Salvatore kardeşlerinkinden farklı olduğu söylenemez. Karakteri, çoğunlukla konuk oyunculukla dizilerde yer almış Michael Trevino canlandırıyor.

Matt Donovan, Elena’nın eski sevgilisi ve çocukluk arkadaşı. Eski sevgilisinin ailesini kaybetmesi üzerine devam ettiremedikleri ilişkisinin bitmiş olmasını pek de kabullenememiş olan Matt’in, Elena’nın yeni ilişkisinden de hoşlandığı söylenemez. Karakteri, As the World Turns adlı pembe dizideki 274 bölümlük rolüyle de bilinen Zach Roerig canlandırıyor.

Vicky Donovan, Matt’in kız kardeşi ve Jeremy-Tyler geriliminin ana nedeni. İki erkek arasında bocalayıp duran Vicky’nin hayatındaki bir başka karmaşa da Salvatore gerilimi. Karakteri, halen devam eden The Bold and the Beautiful‘da 132 bölüm yer almış Kayla Ewell canlandırıyor.


The Vampire Diaries, hitap ettiği kitlenin beklentilerini karşıladığını düşündüğüm bir dizi. Zaten başladığından beri, özellikle Teen Choice Ödülleri‘nin gözdesi durumunda. Bunun yanında, hikaye örgüsüyle kendini benzer temalı vampir yapımlarından ayırmayı başarabilen bir yapım. Bu nedenle, True Blood ve Twilight ile de karşılaştırılmaması gerektiğini düşünenlerdenim.

Oyunculuklarınsa, dizi için yeterli ve doğru seçimler olduğunu söyleyebilirim. Eğer ki halen başlamadıysanız ve vampirlere ilginiz varsa The Vampire Diaries, bu alanda tavsiye edilecek türden bir yapım. Son olarak, diziyle ilgili fikir sahibi olmak için bu videoya da bakabilirsiniz.

İyi seyirler…

Profil: Kristin Bauer

$
0
0

Daha önceleri katkıda bulunduğum biyografi yazılarına bu sefer de özellikle True Blood‘da izlemekten keyif aldığım oyunculardan Kristin Bauer ile devam edeyim dedim. Yalnız, başlamadan önce belirtmekte fayda var: Yazı, oyuncunun yer aldığı yapımlarla ilgili hafif de olsa ispiyon içeren bir profil yazısı.

Kristin Neubauer, 26 Kasım 1966 tarihinde, atlarla ve silahlarla birlikte çiftlik hayatı içinde geçirdiği bir çocukluk yaşadığı Racine, Wisconsin’de dünyaya geldi. Racine’in bilindik özel okullarından The Praire School‘a giden Bauer, Washinghton Üniversitesi, St Louis’de Güzel Sanatlar okuyarak mezun oldu. Uzun yıllardır oyunculuk işinde olsa da çoğunluğu portreler üzerine olan birçok resim çalışması olan Kristin, aynı zamanda ateşli bir hayvan hakları savunucusu. ALDF dahil olmak üzere, çeşitli kuruluşlarla birlikte hayvanların korunması ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi için çeşitli çalışmalarda bulunuyor.

Abri ve Kristin van Straten

Abri ve Kristin van Straten

Güzel oyuncu, The Lemmings grubunun solisti Abri van Straten ile evli. Önce şarkılarına, sonra kendisine hayran olduğunu söylediği kocasıyla 1 Ağustos 2009’da ailesinin evinde evlenen Kristin, eşiyle birlikte Los Angeles’ta hayvanlarla iç içe olduğu bir evde yaşıyor.Ufak not: Kristin Bauer, diyetisyeninin ofisinde CD’sini görüp de merak ettiği bir şarkıcının şarkılarını dinler ve hayran olur. Sonrasında Abri’ye aralıklı zamanlarla 3 e-posta yazar. 3 haftalık bir “görmezden gelinmenin” ardından, ikili öğlen yemeğine çıkar ve gerisi gelir… Ayrıca, Abri van Straten’ın Monet adlı şarkısı Kristin Bauer için yazılmıştır.

Kristin Bauer, oyunculuk kariyerine başlayışını 1994’te (28 yaşındayken) NBC‘nin 8 sezonluk draması L.A. Law‘daki konuk oyunculuğu (8×11) ile gerçekleştirdi. Sinema dünyasına ise yine konuk oyunculukla, 1995 yapımı başrolünde Bridgette Nielsen ve Craig Fairbrass de bulunduğu Galaxis filmindeki komutan rollerinden birinde yer alarak giriş yaptı. Aradan geçen 18 yıl boyunca oyuncunun yer aldığı yapımların en önemlilerinden bahsedecek olursak:

Bauer, kariyerindeki ilk düzenli oyunculuğu 1995 yılında ana karakterlerden biri olarak yer aldığı The Crew dizisiyle yaptı. Oyuncu, Friends‘in uçakta geçeni olarak lanse edilen dizide, uçuş elemanlarından birini canlandırıyordu. Ama FOX düşük reytingleri nedeniyle, ilk sezon sonunda diziyi iptal etti. Desperate Houseviwes’tan tanıdığımız ve son dönemde American Horror Story‘de de gördüğümüz Christine Estabrook ve David Burke de oyuncuya bu projesinde eşlik eden isimlerden oldular.The Crew ile dikkatleri çeken Kristin, bir yıl sonra, içinde American Pie‘dan da bilinen Jason Biggs ve Dexter‘ın Harry Morgan‘ı olarak bildiğimiz James Remar‘ın da içinde bulunduğu bir diziye dahil oldu: Total Security. Oyuncunun insanları ve dünyayı korumak için yüksek teknolojili cihazlar kullanan bir firmanın elemanlarından birini canlandırdığı dizi, malesef öncekiyle aynı kaderi paylaştı. ABC, 6 bölüm sonra diziyi yayından kaldırdı.

Dancing at the Blue Iguana filminden

Dancing at the Blue Iguana filminden

18 yıllık kariyeri boyunca, büyük çoğunlukla TV dünyasının içinde yer alan Bauer, sinemadaki bilindik denilebilecek rolüne 2000 yılında, Dancing at the Blue Iguana ile kavuştu. Bir striptiz klübünde çalışanların yaşadıklarının anlatıldığı filmde, göz önündeki rollerden birine sahip olan güzel oyuncu, aynı zamanda filmde 18+ yaşa hitap eden bir dans sergileyerek dikkatleri üzerine de çekti. Ünlü oyuncuya bu filminde, Grey’s Anatomy‘nin Cristina‘sı Sandra Oh ve Daryl Hannah da eşlik ettiler.

Kristin Bauer çizimiyle Alexander Skarsgård

Oyuncunun 2000-2008 yılları arasındaki projelerine baktığımızdaysa, karşımıza belirgin olarak çıkan iki dizi var: That’s Life ve Hidden Hills. CBS yapımı That’s Life dizisinin 2. sezonunda kadroya dahil olan ve 1988 Miss New Orleans güzeli olmasına takıntılı, tatlı ama bencil bir kadını canlandıran Bauer, dizinin 2. sezonda iptal olmasıyla bu projesini de rafa kalkmış bir halde buldu.Bu projeden hemen 1 yıl sonraysa, bu sefer bir başka komedi dizisine, Hidden Hills‘ın kadrosuna önemli karakterlerden biri olarak girdi. İki ailenin başlarından geçen komik olayların anlatıldığı dizide, ailelerin yaşadığı yere yeni taşınan çekici bir komşuyu canlandıran Bauer’in yüzü bu sefer de gülmedi ve NBC adlı kanal ilk sezonun ardından diziyi iptal etti.

Hidden Hills'in Ka-dın-la-rı

Hidden Hills’in Kadınla

ve True Blood…2008 yılına kadar birçok projenin içinde yer alsa da yüzü pek gülmeyen Kristin Bauer, kariyerinin en büyük çıkışını Pam De Beaufort adlı vampiri canlandırdığı True Blood dizisiyle gerçekleştirdi. Oyuncu, 2012 yazında 5. sezonuyla aramıza dönecek dizide, yaratıcısı Eric Northman‘a derinden bağlı, vampir barı Fangtasia’nın yöneticiliğini yapan ve biraz ağzı bozuk, ama oldukça eğlenceli bir karakteri canlandırıyor. Kristin, HBO yapımı dizide önemli rollerden birine sahip olsa da ancak yapımın 3. sezonu başladığında kadrolu oyuncu konumuna geldi.

Pamela Swynford De Beaufort

Pamela Swynford De Beaufort

Kariyeri boyunca birden fazla bölümünde yer aldığı birçok dizinin içinde bulunan Bauer, konuk oyunculuk yapmaktan da asla geri kalmadı. Seinfeld‘de Jerry’nin “erkek elli kız arkadaşı” (8×03) ve Two and Half Men ilk bölümündeki oyunculukları bunların en bilinenleri olmak üzere, kendisini Cold Case (4×02), CSI:LV (6×06), Desperate Housewives (2×17) gibi dizilerin içinde de seyrettik.Hatta, oyuncu en son ABC’nin yeni dizilerinden Once Upon A Time‘a da Uyuyan Güzel masalının kötü cadısı Maleficent rolüyle konuk olmuş durumda. Tüm bunların dışında, ABC Family kanalına ait The Secret Life of American Teenager dizisinin ana karakterlerinden Jack’in annesi olarak da zaman zaman dizide kendisine yer buluyor.

Evil Queen ve Maleficent

Evil Queen ve Maleficent

Bunca zaman, film projelerinde sıklıkla yer almayan Kristin Bauer, 2012 yılı içinde The Story of Luke filmiyle de karşımıza çıkmış olacak. Otistik bir çocuk olan Luke’un başından geçen olaylar üzerine kurulu dizide, Luke’un halasını canlandıran oyuncuya, filmde Lou Taylor Pucci ve Family Guy‘daki Chris Griffin ve daha fazlasına sesini veren Seth Green de eşlik ediyorlar.

Supernatural — Tanıtım

$
0
0

Supernatural - Dean ve Sam Winchester Kardeşler

” Dean(solda) – Sam(sağda) Winchester Kardeşler “

Olağanüstü bir dünyada, farklı amaçlar doğrultusunda birbirinden uzaklaşmış iki kardeşin, kayıp babalarını bulmak amacıyla tekrar bir araya gelmelerini ve bu arayış esnasında yaşadıklarını anlatan dizimiz, 2005 yılından beri bizlerle.
İçinde doğaüstü, korku, gerilim, macera, aksiyon ve mizah unsurlarının hepsini birden barındıran, uzun sezonlar boyunca devam eden hikayesinde tutarsızlık bulunmayan, özellikle korku ve doğaüstü edebiyatını düzgün ele alan ve kendi kendisiyle dalga geçmeyi başaran nadir yapımlardandır Supernatural. Üstüne üstlük, ağırlıklı olarak kullanılan klasik rock parçaları, film, dizi ve müzik gruplarına yapılan göndermeleri ve başroldeki -herkesin tartışmasız sevdiği- 2 ana karakter de cabası.

Başlarda, “2 iblis avladık, 3 hayaleti yok ettik, vampirler de eksik kalmasın” tadında ilerleyen dizi, özellikle 1. sezon sonundan itibaren ana konusunun rengini belli edip, bölüm içinde biten konuların sayısını azaltıp, yere basan bir ana konuyla izleyicilerini kendine bağlıyor.
Hikaye, Eric Kripke‘ye ait. Dizilerine karşı cömertliğiyle bilinen The CW kanalında yayınlanan dizi, ülkemizde de bir dönem, şimdi var olmayan TNT kanalında yayınlandı. Kanalı ve kalitesi sayesinde 8. sezona ulaşan Supernatural hakkında daha fazla bilgi edinmek içinse buyurun yazımızın devamına. (Hatırlatma : Dizinin 8. sezonu Amerika’da bugün başlıyor.)

” Saving People , Hunting Things : Family Business… “

(Dünyayı Kurtarmak, Yaratıkları Avlamak : Bizim işimiz…)

İşte dizimizin özeti. Dean, daha ikinci bölümde dizinin tanıtımını bu cümleyle yapıyor. Daha açarsak, efsanelere konu olmuş yaratıkların hayal olmadığı bir dünyada yaşayan Winchester Ailesi, Sam henüz bebekken, başlarına gelen trajik bir olayın da etkisiyle kendilerini bu yaratıkları avlarken bulur. Uzun yıllar kendilerini bu işe adarlar. Hayatları pahasına dünyayı, farkında olmadıkları yaratıklardan korumaya devam ederler.

Ama bu işin bir sonu yok. Öldürdükçe yeni yaratıklar gelmeye devam eder ve avcı ölmedikçe de sona ermez. Bunun farkına varan Sam, radikal bir karar alarak bu hayatı ardında bırakır; hayalini kurduğu hukuk fakültesine başvurur. Bir daha da geçmişe bakmaz. Ta ki Dean’in Sam’e gelip, babasının uzun süredir avdan dönmediğini, beraber onu aramaları gerektiğini söylediği ana kadar.

“…ve Av Başlasın! “

Supernatural, iki kardeşin hikayesi. Hikayeye de kardeşler üzerinden devam edelim.

— o —

Dean ( Jensen Ackles ) —

Kardeşlerin büyüğü. Aralarında 4 yaş var. Küçücükken yaşadıkları trajik olayı hatırlayabildiği için, çok erken yaşta olgunlaşmak zorunda kalır. Babası avdayken kardeşiyle ilgilenir. Gerektiğinde babasıyla ava gider. Yaptıkları işin kendi hayatlarından daha önemli olduğunu düşünüyor.

Babası, onun bir nevi komutanı. Babasını sorgulamaz, kararlarına karşı çıkmaz. Sam’in aksine, neyin neden yapıldığını merak etmez.

Sabit bir hayatı yok; ama bu, onun hayattan zevk almadığı anlamına da gelmesin. Kadınların karşı koyamadığı bir karakterdir kendisi. Kendisini bırakıp giden kardeşine her ne kadar kırgın olsa da dünyada en değer verdiği kişi yine kardeşidir. Ona karşı aşırı korumacıdır. Birbirlerine olan bu sevgileri ve koruyucu tavırları da yine çok kez aleyhlerinde kullanılır.

Jensen Ackles‘ı bir dönem Dark Angel, bir dönem Smallville, bir dönem de Dawson’s Creek dizisinde izlemiştik. One Tree Hill ile ünlenmiş Danneel Harris ile evli olan yıldızımız, eğer onay alırsa, dizinin 10. sezonunda bile oynamaya hazır.

Sam ( Jared Padalecki ) —

Kardeşlerin küçüğü. Trajedi yaşandığında, daha bebek olduğu için pek bir şey hatırlamayan Sam, kendini bir av kaosunun ortasında bulur. Ama Dean gibi adapte olamaz. Bu dünyada tüm kararları babasının vermesinden hoşnut değil. Hayatının sürekli bir kovalamayla geçmesini istemiyor.

Çözümü ayrılmakta bulur; hukuk fakültesine yazılır ve kendine yeni bir hayat kurar. Okulunu başarıyla bitirir ve güzel de bir sevgilisi olur. İstediği geleceğe sahip olabilecektir.

Abisi kadar girişken ve dışa dönük olmasa da Sam’in de kendine ait bir karizması var. Sadece, bunu kullanmakta pek yetenekli değil. Bazen biraz depresif takılsa da aslında, eğlenceli bir karakter. Aynı şekilde Dean’e aşırı bağlı ve birbirlerini en iyi şekilde tamamlıyorlar.

Jared Padalecki‘yi ise daha önce Gilmore Girls ve House of Wax yapımlarında izlemiştik. Şimdi, kendi dizisinde bir dönem rol arkadaşı da olmuş olan Genevieve Padalecki ile mutlu bir evliliği var. Jensen gibi, onay alması durumunda bu ekiple uzun süre çalışmaya hazır.

John (Jeffrey Dean Morgan ) —

John… Hiç ummadığı anda kendisini bir savaşın ortasında bulur. Düşmanın belirsiz ve sayısız olduğu savaşın ortasında. Yaşadığı trajediden sonra tek bir şeye odaklanır. Avlanmaya! Üstelik, çocuklarını da bu savaşa hazırlamak zorunda. Ama, önceliği yaratıklar. Bu yüzden çocuklarla yeterince iyi ilgilenemez. Bütün iş Dean’e kalır. Babası, her daim Sam’in yanında olması, onu koruması konusunda Dean’in üzerinde bir baskı oluşturur. Sam ayrıldıktan sonra Dean’le beraber avlanmaya devam ederler. Ta ki John, bir anda ortadan kaybolana kadar.

Ardında, son çalıştığı dosya ve yıllardır tecrübe ettiklerini topladığı defteri dışında pek bir şey bırakmaz. Kendi isteği ile mi ayrıldı, yoksa alı mı konuldu bilinmez. Tüm bunları bulmak iki oğlana kalır.

Jeffrey Dean Morgan‘ı daha çok filmlerinden hatırlasak da bir dönem Grey’s Anatomy dizisinde rol almıştır. Bu yılın baharında başlayan Magic City‘nin başrolünde yer almaktadır. Şimdilerde, benim çok sevdiğim One Tree Hill oyuncusu Hilarie Burton ile mutlu bir evlilikleri var.

Bu diziye anlam katan en önemli karakter belki de. Winchester kardeşler de biz de onsuz bu dünyanın kahrını çekemezdik.

Karakterleri anlatırken genel hikayenin gidişatından da bahsetmiş bulundum. Çok fazla ana karaktere sahip olmayan dizimizde tabii ki yan roller de var. Belki uzun süre kaldılar, belki kısa. Ama, hepsi de kısa sürede bu dünyanın sevenleri tarafından bağırlara basıldılar. Hatta bazıları bir ana karakter olmasını istetecek kadar çok sevildi.

Mesela aşağıdaki onlardan bir tanesi. Google’da supernatural diye arama yapsanız karşınıza ilk çıkacak isimlerden, o yüzden ispiyon olur mu bilemem, yine de gizledim.

” Angel of Lord “

( Tanrının Meleği )

Kızlar için izlemeye yukarıdaki nedenler yeter. Ya erkekler..? Böyle doğaüstü bir hikayeyi erkeklerin izlemesi için konusundan başka neden yok mu? Var tabii. CW’nun güzel insan seçmekte ne kadar yetenekli olduğunu bilmeyen yok. Bu dizide de her bölüm birbirinden güzel kızlar boy göstermekte. Bir kısmı kardeşlerimiz tarafından kurtarılıyor, bir kısmı ise başkalarını korumak için öldürüyor ya da öldürülüyor. İyiler de kötüler de taş yani. :)

O kadar lafı geçti, biraz da gelecek zamanlarda aramıza katılacak olan karakterlerimizi tanıtalım. Tabii ki minimum ispiyon bilgisiyle. İştahınızı kabartacak kadar. Ama bundan sonrasını, ispiyondan aşırı rahatsız olan bir bünyeye sahipseniz okumamanızı tavsiye ederim. Dozunda ispiyon sevenlerle devam ediyoruz.

— o —

Bobby – ( Jim Beaver ) ( Misha Collins ) – Castiel

Bobby… Babalarını bulma konusunda bizim kardeşlerden yardımlarını esirgemeyen, sonrasında da hep yanlarında olan bir aile dostu. Dostlukları avcılığa dayanıyor.

Castiel… Bir melek. İlerleyen sezonlarda işler karıştığında tanrının işleri yoluna koyması için gönderdiği sadık yardımcısı. En zor zamanlarda yardım için yanlarında oldu.

Ruby – ( Katie Cassidy ) ( Lauren Cohan ) – Bela

Ruby… Bir iblis. En çok ihtiyaç duydukları anda bizimkilerin karşısına çıkıyor. Yardım ediyor gibi görünüyor. Ama bir iblise -özellikle de amacın onları avlamakken- ne kadar güvenebilirsin ki..?

Bela… Tam bir bela. Değerli olan şeyleri çalıp, parası olanlara yüksek fiyattan satan bir hırsız. Yaşadığı doğaüstü dünyayı da lehine çevirmeyi başarmış. Yanındayken dikkatli olmakta fayda var.

Bu iki güzel kadını izlemeye doyamayacağınızı bildiğim için küçük birer tüyo size: Katie şuan Arrow dizisinde, Lauren ise The Walking Dead dizisinde kadrolu.

Ellen – ( Samantha Ferris ) ( Alona Tal ) – Jo

Ellen… Yine eskiden bir dost. John’la uzun zaman önce aralarına bir soğukluk girmiş. Ama şu an kardeşlere yardım edebilmek için elinden geleni yapmaya hazır.

Jo… Genç, hırslı, ailesi gibi avcı olmak isteyen bir kadın. Ellen’ın kızı. Kardeşleri görmek, içindeki avcı olma tutkusunu alevlendirir. Ellen’ın ise böyle bir şeye izin vermeye pek niyeti yok.

Bir tüyo da bu güzel kadın için gelsin: Alona’yı bu senenin yeni dizisi Cult‘ta görmek mümkün. Daha önce de Veronica Mars‘ta izlemiştik.

Crowley – ( Mark Sheppard ) ( Nicki Aycox ) – Meg

Crowley… Tam bir iblis. Lehine olsun, kendi cehennemini satar. Duruma göre kardeşlerle iş birliği yaptığı olsa da pek güvenilir sayılmaz. Ama, olduğu bölümlerde eğlenmiyoruz dersek yalan olur. Eğlenceli kişiliğiyle diziye renk katanlardan.

Meg… Bir iblis daha. Kardeşlerle sıkı bir düşmanlığı var. Bu yolda ölüme hazır.

Normalde 5 sezon planlanan hikaye, 5. sezonla birlikte aslında sona erdi. Eric Kripke kafasındaki senaryoyu tamamlamıştı. Ama dizi bayağı popüler olmuştu ve konusu da uzamaya müsait bir konuydu. Kanal devam etsin isteğinde bulundu. Eric Kripke, diziyi kendi adına tamamladığını, dizi devam etse de etmese de kendisinin burada finali yaptığını belirtti. Kısacası ekipten ve diziden ayrıldı. Ama sonraki sezonlarda ara ara ilgilenmeye de devam etti. (Hatırlatmakta fayda var. Kendisi, bu sezon başlayacak olan Revolution dizisinin yaratıcılarından.) Dizimiz, yeni bir hikayeyle devam etti. “5’ten sonra bitmeliydi” diyenler de oldu. “Bu kardeşler oturup evde iki saat konuşsunlar, ben izlerim” diyenler de. Ben de açıkçası kardeşlerin muhabbeti için izleyenlerdenim.

” İkilimiz yine muziplik peşinde… “

İkilinin uyumu muhteşem. Tabii bunda, diziyle tanışıp gerçek hayatta da çok iyi iki arkadaş olmalarının da etkisi büyüktür. Birbirlerini en iyi dostları olarak gösteriyorlar. Birbirlerinin düğününde sağdıç olmuşlar. Çok da eğlenceli bir dizi ortamları var. Bunu sezon kamera arkası görüntülerini izleyerek direkt görebilirsiniz. Öylesi pozitif enerji akan bir ortamda çekilen diziden de bundan aşağı eğlence beklemezdim.

Kafanız mı karıştı? Ya bu dizi doğaüstü dizisi değil mi? Ne komedisi, ne eğlencesi?

Her şeyi dozunda içeren bir dizi Supernatural. Doğaüstü, aksiyon, macera, korku derken işin mizah unsurunu da geride bırakmıyor.

Dizi, ara bölümlerden ve konuyla alakalı temel bölümlerden oluşuyor. Ana konuyu işlediği bölümlerle sizi koltuğa yapıştırırken, ara bölümleriyle de koltuktan düşürmeyi başarıyor.

Olaylarla ilgili araştırma yaparken, meşhur dizi film ve oyuncularına göndermeler içeren özel seçilmiş takma isimler, Impala‘nın hoparlörlerinden eksik olmayan efsane müzikler derken bağlanıyorsunuz işte.

Bu sıcak atmosfer ve çektikleri güzel bölümler de tabii ki onlara ödül adaylıkları olarak dönüyor. Adaylıklar için buraya.

TIRIVIRI BİLGİLER

* Daha dizinin ilk bölümlerindeyken bir sahnede Dean’ın cep telefonu numarası verilmiş. Bir süre boyunca, bu numarayı arayanlar şu mesajla karşılanmış: “Ben Dean Winchester. Eğer zor durumdaysanız, mesaj bırakın. 11.02.83 olayıyla ilgili aradıysanız, bana koordinatlarınızı yollayın.”
* Kardeşlerin kullandığı ve meşhur olan 1967 model Chevrolet Impala arabaya dizinin hayranlarının taktığı lakap ne mi? – Cevap Metallicar.

* Impala’nın ilk sezon boyunca plakası KAZ 2Y5(kansas) idi. Daha sonra Eric Kripke’nin memleketi olan (ohio)CNK 80Q3 plakasına çevrildi.

* İlk sezonu WB’ta yayınlandı, daha sonra WB ve UPN kanalları birleşerek The CW oldu. Dizi de bu kanaldan devam etti.

* İlk sezonlardaki bölüm hikayeleri genel olarak şehir efsanelerinden köken almakta.

* Birçok bölüm adı filmlerden veya rock şarkılarından gelmekte. İşte bazıları: “Children Shouldn’t Play with Dead Things“, “The Usual Suspects“, “I Know What You Did Last Summer“, “In My Time of Dying“, “Born Under a Bad Sign“, “What is and What Should Never Be“, “Sympathy For The Devil“, “When The Levee Breaks

* Bobby Singer’ın ismi, dizinin yapımcısı olan Robert Singer’dan geliyor.

* Dizi daha yazım aşamasındayken aslında çok daha farklı planlanmış. Aslında dizimiz; şehir efsanelerini araştıran ve bunları yazar köşesinde aktaran bir araştırmacının hayatını anlatacakmış. Hayalet avcıları Sam ve Dean’in değil. :)

* Sam 2 Mayıs 83 doğumlu. Canlandıran Jared 82’li. Abisi Dean ise 24 Ocak 79 doğumlu. Canlandıran Jensen 78’li. Demem o ki oyuncular ve karakter birbirine uyumlu seçilmiş veya yaratılmış.

* Jensen başta Sam rolü için başvurmuş. Ama ardından Jared gelince ve o rolü beğenince, Jensen’a Dean rolünü alıp alamayacağı sorulmuş. Meğerse Jensen, önceden Dean’i istemeyi düşünmüş. Onu daha komik bulduğunu söyleyerek rolü kabul etmiş.

* Babaları John Winchester’ı oynayan Jeffrey Dean Morgan; aslında Dean’den sadece 12 yaş büyük.

* Hem Jared, hem de Jensen; Kansas’ta büyümüşler.

* Gelecek sezonlarda karşınıza çıkacak olan iblis Ruby rolü için başta Kristen Bell düşünülmüş, ancak rolü Katie Cassidy kapmış.

* Kardeşlerin her daim yanında olan Bobby aslında tek bölümlük bir karakter olarak yaratılmış. Ama sevilince ekibe dahil olmuş.

* Oyuncuları erkek ağırlıklı bir dizi olarak, sanılanın aksine izleyicilerin büyük çoğunluğunu kadınlar oluşturuyor. (Aslında çok da düşünmeye gerek yok, J2 diyoruz, normal diyoruz.)

* Her sezon finali aynı şarkıyla başlar, ve sezon boyunca yaşananların geniş özeti bu şarkı eşliğinde bize izletilir. Bazıları Altın Vuruş etkisine benzer bir etki bıraktığını söylüyor. Şaka şaka :) Şarkımız “Carry on My Wayward Son

* İlk bölümün sonunda Jessica’nın ölmesinin amacı, Sam’e Dean’le yolculuğa çıkması için gerekçe vermesini sağlamakmış. Başta Jessica’nın aslında iblis olduğu fikrinden yola çıkmak istemişler, ama daha sonra onu öldürmenin Sam’e daha iyi gerekçe olacağı düşünmüşler.

Benim gözümde bir efsane, ileride baştan sona tekrar izleyeceğim bir yapım Supernatural. Umuyorum ki kendine yakışır ve unutulmaz bir finalle ekranlara veda eder.
Bu tanıtımdan sonra merak edip başlayacaklar için bir tanıtım videosu aşağıda beklemektedir. Kalanlar ise genel olarak ispiyonsuz olup izleyenler için eklenmiştir. Biraz eğlenelim değil mi?

İkinci videoyu da yeni başlayacaklara tavsiye ederim. :)

Başlayacaklara keyifli seyirler dilerim, eğer sevmeyeceklerini düşünürlerse en azından 2. sezona kadar gelmelerini tavsiye ederim. Zaten izleyenlere de sezonun başlamasına 1 günden az kaldığını hatırlatır ve güzel bir yeni sezon dilerim.

Kapı pencere diplerinde tuzunuz, yastık altında tahta kazığınız, gümüş zinciriniz eksik olmasın.


True Blood | Tanıtım

$
0
0

True Blood ilk sezonu 2008 yılında kaliteli dizilerin kanalı HBO‘da yayınlanmaya başlayan, halihazırda 5 sezonu tamamlayan ve 6. sezon onayını da almış bulunan bir doğaüstü drama dizisi. Şu zamana kadar izlemeyenler ve izleyip de anılarını tazelemek isteyenler , daha önce şurada da bahsedilen dizimizin tanıtımına buyursunlar.

 

 

Diziye, Charlaine Harris‘in şu ana kadar 12 kitabı yayınlanan ve 2013 yılında 13. kitabı yayınlanacak olan, Southern Vampire Mysteries (Güneyli Vampir Serisi) isimli kitaplar ilham veriyor. Dizinin bir noktadan sonra, kitaplarla konu bakımından pek bir bağı da kalmıyor zaten.

 

 

True Blood‘ın yaratıcısı ise, televizyon tarihinde ismi “efsane” olarak anılan Six Feet Under isimli HBO dizisinin de yaratıcısı olan, Alan Ball. Kendisi, başarılı dizilerin yanı sıra, 1999 yapımı American Beauty (Amerikan Güzeli) isimli 5 Oscar’lı filmin de yaratıcısı. Üstelik bu ödüllerden biri de en iyi senaryo dalında kendisine gitmiş.

 

Türkiye’de Foxlife kanalında yayınlanmakta olan dizi, başladığı yıllarda, vampir dizisi olarak nitelense de vampir ağırlıklı doğaüstü drama olarak nitelemek daha uygun olacaktır. Çünkü dizide vampirlerin dışında, pek çok doğaüstü varlığı da görebiliyoruz. Doğaüstü deyince aklınıza ilk gelenleri dizide göreceğinizden emin olabilirsiniz. Yine de henüz izlemeyenlere ispiyon olmaması açısından, bu varlıklar hakkında bilgi vermiyorum. İlle de bu varlıklar nedir diye merak edenler ve şöyle bir hatırlamak isteyenler, bol ispiyonlu şu adrese uğrayabilirler.

Konusu :

Vampirler varlıklarını, tüm dünyaya açıklamışlardır. Bu yüzden artık, insanlardan rahatça beslenemeyeceklerdir. Bunun üzerine Japonya’da -diziye de adını veren- True Blood isimli, yapay insan kanı içeceği üretilir. Tüm bunların yanında, Bon Temps isimli küçük ve görünüşte sakin bir kasabada yaşayan Sookie Stackhouse geçimini garsonluk yaparak sağlayan, meraklı ve bir o kadar da saf bir kızdır. Ayrıca, Sookie, bilinmeyen bir sebepten dolayı, insanların aklını okuyabilme yeteneğine sahiptir.

Bir gün, çalıştığı bara Bill Compton adında bir vampir gelir ve geldiği anda kızımızın dikkatini de çekmeyi başarır. Çünkü, yeteneğinden dolayı sürekli ezilen Sookie, vampir Bill’in düşüncelerini okuyamamaktadır. Bundan bir hayli etkilenen Sookie, Bill ile yakınlaşmaya başlar ve bu da şimdiye kadar 5 sezonu yayınlanan dizimizdeki olayların fitilini ateşleyen şey olur.

Malumunuz, vampir edebiyatında bu aralar her kitap, her film, her dizi kendi kural setini oturtarak giriyor işin içine. True Blood‘daki vampirlerin de belli başlı özellikleri şöyle (Mümkün olduğunca ispiyona girmeden başlıcalarını sıraladık; ama, “hiç fikrim olmasın” derseniz alttaki maddeleri atlayarak geçmenizi tavsiye ederiz.) :

– Kalplerine tahta kazık saplanınca ölüyorlar.
– Güneşe çıkamıyorlar.
– Gümüşe dayanamıyorlar ama sarmısakla bir sorunları yok.
– İnsanüstü güç, hız ve duyulara sahipler.
– Dayanıklılar.
– Hızlı iyileşiyorlar.
– Karşılarındakileri hipnotize edebiliyorlar.
– Kanları, insanlara uyuşturucu olarak yasadışı bir şekilde satılıyor.
– Başkalarının evine davet edilmeden giremiyorlar.

Şimdi de, bol karakterli dizimizin, başlıca kahramanlarına göz atalım (Bu bölüm, oldukça az ispiyon içerir.) ;


Sookie Stackhouse
Büyükanne ve erkek kardeşi ile yaşayan, kasabnın tek restoranında garsonluk yapan kendi halinde bir kız. insanların aklını okuyabilme gibi, gizemli bir gücü var. Ama bunu, genelde işine yaramadığı ya da insanlara saygısından kullanmamaya çalışıyor. Kızımızın hayatı, Bill ile tanıştıktan sonra temelli değişiyor.
Karakteri, henüz 13 yaşındayken Oscar ödülü sahibi olan Anna Paquin canlandırıyor.

 


Bill Compton
Son dönemde vampirli dizi ve filmlerde ortaya çıkan, vejetaryen vampir akımının True Blood’daki temsilcisi olan Bill, tahmin edilebileceği gibi insan kanından uzak bir yaşam sürmeye çalışıyor. Bill, Sookie ile tanıştığı andan itibaren, ona karşı ilgi duymaya başlıyor. Ayrıca karakterimizin, sık sık geriye dönüşlerle desteklenen karanlık bir geçmişi mevcut. Karakteri Stephen Moyer canlandırıyor.

Sam Merlotte
Sookie’nin çalıştığı restoran/barın sahibi olan, kasabanın varlıklı bir üyesi. Ailesi olmayan, kendi yaşamını kendi başına idare eden bir insan. Zaman zaman oldukça aksileşebiliyor ama genelde ılımlı biri.
Karakteri, Sam Tremmel canlandırıyor.

Jason Stackhouse
Sookie’nin erkek kardeşi. Hem kasabadaki kadınların ona, hem de onun tüm kadınlara karşı yoğun ilgisi var. Saflığı ve çocuksuluğuyla dizinin komedi unsurunu oluşturan karakterlerin başında geliyor.
Karakteri, Ryan Kwanten canlandırıyor.


Tara Thornton
Sookie’nin en yakın arkadaşı olan bu karakterimiz, lafını kimseden esirgemeyen, çoğu zaman da patavatsız bir karakter. Çocukluğundan beri, Jason’a aşık. Dizinin çoğu hayranının, karakteri bir hayli itici bulduğunu da belirtelim.
Karakteri, Rutina Wesley canlandırıyor.

Eric Northman
Kendinden emin, gayet havalı bir karakter. Dizideki en yaşlı vampirlerden biri. Üstelik, Bill’in yaşadığı bölgenin de vampir şerifi. İlk başlarda yardımcı bir karakter olarak kendine dizide yer bulan Eric, zamanla ana kadroya yerleşiyor.
Karakteri, İsveçli aktör Alexander Skarsgård canlandırıyor.

 

Lafayette Reynolds
Tara’nın eşcinsel kuzeni ve kasabanın sevilen bir üyesi. Sivri dilli ve yine kuzeni gibi lafını esirgemeyen biri.
Karakteri, Nelsan Ellis canlandırıyor.

Pam De Beaufort
Eric’in yardımcısı. Lafını esirgememe ve bir vampir olarak insanları küçümseyişi ile dizinin en eğlenceli karakterlerinden.
Karakteri, Kristen Bauer Van Straten canlandırıyor.

Bu karakterlerin yanı sıra, dizinin kalan kadrosu da bir hayli kalabalık. Tek tek tanıtmak yerine dileyenleri şuradan bilgi edinmeye davet ediyoruz.

Vampirler de İnsandı
Tüm Vatandaşlar İçin Eşitlik
Vampir Hakları Kanun Değişikliğini Destekleyin

Dizi, klasik bir HBO dizisi olarak, çıplaklık, cinsellik ve kan konusunda hiç çekinmiyor. Bunun dışında, diziye klasik bir vampir dizisi demek de haksızlık olur. Daha ilk sezonunda, vampirlerin insanların arasına karışmasıyla, farklılıklara tahammülleri olmayan insanların halini gözler önüne seriyor. Öyle ki, kendisine söylenen her lafta zenci iması arayan ve ırkçılığa oldukça tepkili olan Tara bile, vampirleri farklı olduklarından dolayı kabul edemiyor. Dizi, vampirliğin ahlaki boyutları, vampir hakları gibi konuları kullanarak, içinde bir çok siyasi gönderme barındırdığı gibi, komedi unsurunu da göz ardı etmeden alttan alta çok güzel bir şekilde vermeyi başarıyor.

 

Gerçek Renginizi Belli Edin

Gerek vampir olgusuna farklı yaklaşımı, gerek cinselliğin geri planda kalmamasına bir de HBO’nun başarılı reklam kampanyaları eklenince dizi, fazlasıyla ses getirdi ve kısa zamanda fenomen haline geliverdi.

 

Kanınızı kaynatacak.

 

 

İyi bir fincan Joe gibisi yok.

 

 

 

 

 

 

 

 

Doldur bardağını

 

 

Peri Masalı

 

 

 

 

 

 

 

 

 


400 milyar kan emici yanılıyor olamaz ya..?


 

Uğrunda Ölünesi Bir Aşk

 

 

 

 

 

 

Dizi hakkında bir kaç ufak bilgi;

– Dizinin jeneriğini ünlü jenerikçibaşımız, Digital Kitchen hazırlamış. Çok beğenilen ve diziye cuk diye oturan jenerik müziği ise Jace Everett‘ten geliyor.

http://www.youtube.com/watch?v=vxINMuOgAu8

 

– Alexander Skarsgård, ünlü sinema oyuncusu Stellan Skarsgård‘ın oğlu.

 

– Tara Thornton rolü için ilk başta, Brook Kerr seçilmiş. Daha sonra bu karardan vazgeçilerek, rol Rutina Wesley’e verilmiş. Ama, Brook Kerr ile çekimlere başlandığından, kendisinin tüm sahneleri Rutina Wesley ile tekrar çekilmiş.

 

– İlk sezon, büyük oranda serinin ilk kitabından uyarlanmış; ama, daha sonraları kitaplarla olan bağı azalmış.

 

– Her bölümün ismi, aynı zamanda bir şarkının ismi ve bu şarkılar bölüm sonu müziği olarak kullanılıyor.

-Jason rolü için Ian Somerhalder da seçmelere katılmış. Ancak rol, Ryan Kwanten’a gitmiş. Alexander Skarsgård ise, Bill rolü için seçmelere girmiş.

 

– Dizi özellikle Amerika’da “ülkenin en gay dizisi” diye adlandırılıyor. Zira özellikle erkeklerin kaslı vücutlarını, sayılabilir karın kaslarını sergilemek konusunda çok cömert. 😉

– Dizideki, Tru Blood isimli içecekle aynı ismi taşıyan bir içecek de HBO tarafından piyasaya sunulmuş.

– Anna Paquin ve Stephen Moyer, dizi setinde başlayan aşklarını 2010’da nikah masasına taşıdılar. Şu anda hala evliler. Çiftin ikiz bebekleri var.

 

Diziyle ilgili tanıtım filmini ve videoları aşağıda bulabilirsiniz.

http://www.youtube.com/watch?v=pBNtnBsdPZ4

Hazır 6. sezonu için Haziran 2013’e kadar beklememiz gerekiyorken, henüz başlamadıysanız bu uzun arayı değerlendirmenizi tavsiye ediyorum.

 

 

 

The Vampire Diaries’de Neler Oluyor?

$
0
0

Hemen her bölümde yepyeni olaylarla karşılaştığımız, bin bir tane  olayın harmanlandığı bir dizi The Vampire Diaries. Her ne kadar dışarıdan bakılınca aşk üçgenleriyle örülü bir dizi gibi görünse de (aslında doğruluk payı da var) daha fazlasını da vaat eden bir dizi. Durum böyle olunca, aklımızın karışması da normal.  O zaman TVD’nin 4. sezonunun sezon arasından dönüş sonrası yayınlanan bölümlerinde neler oldu hızlıca bir göz atıp, hafızamızı tazeleyelim, ne dersiniz?
DİKKAT! Bildirinin buradan sonrası, The Vampire Diaries’in 4. sezonundan yoğun dozda ispiyon içermektedir.


İlk önce 4. sezonun temasına hızlıca bir göz atalım :

3. sezonun son bölümünde Elena‘yı vampire dönüşürken bırakmıştık. 4. sezonumuz Elena’nın bu sürece alışmaya çabalaması ile açıldı. Daha sonra klasik aşk üçgenlerinin yanı sıra, vampirliğin tedavisinin olduğunun ortaya çıkması ve neredeyse tüm Mystic Falls ahalisinin bu tedavinin peşinden koşması temalı bölümlerle de sezon devam ediyor. İşin içine henüz kendisiyle tanışamadığımız  Silas da girince işler iyice şenleniyor.

 

Şimdi son 5 bölümde neler yaşadık, ona bakalım :
4. Sezon 10. Bölüm (After School Special)
4. Sezon 11. Bölüm (Catch Me If You Can)
4. Sezon 12. Bölüm (A View To A Kill)
4. Sezon 13. Bölüm (Into the Wild)
4. Sezon 14. Bölüm (Down the Rabbit Hole)


4. Sezon 10. Bölüm (After School Special)

Beklenmedik bir şekilde Mystic Falls Lisesi’nde ortaya çıkan Rebekah, hem tedavi hakkında bilmediklerini öğrenmek, hem de bizimkilerin canını yakmak konusunda kararlıdır. Kökenlerden olmanın avantajıyla Caroline, Stefan ve Elena’yı etki altına alarak, bilmediği her şeyi teker teker öğrenen Rebekah’ın, Elena’yı Stephan ve Damon ile ilgili olan hislerini anlatmaya zorlamasıyla, başka bir kriz daha ortaya çıkar. Bu sırada Carol Lockwood‘un ölümünün ardından, kasabaya yeni bir başkan gelir. Bu kişi de Bonnie‘nin arasının açık olduğu babasından başkası değildir. Bu sırada, Profesör Shane de Bonnie ile ilgili planlarını uygulamaya devam etmektedir; ama Bonnie’nin Shane’in düşündüğü gibi biri olmadığını öğrenmesi de çok sürmeyecektir. Damon ise göl evinde Jeremy‘i eğitmeye devam etmektedir ama Klaus bu konuda onlardan daha sabırsızdır. Bu sebeple Jeremy’nin dövmesinin tamanlanması için Matt‘in hayatını öne sürerek, Jeremy’i bir vampir avının içine bırakır, bölümümüz de burada biter.

 

http://www.youtube.com/watch?v=3cQm5jQwLSQ

 

4. Sezon 11. Bölüm (Catch Me If You Can)

Jeremy, Matt’in hayatını tehlikeye attığı için Klaus’a karşı çok öfkelenmiştir. Bu sırada Damon da Jeremy’i Klaus’un üzerlerine saldığı vampirleri alt etmesi için eğitmektedir. Ama aniden ortaya çıkan Kol, onlardan önce davranarak tüm vampirleri öldürür. Bunu yaptıktan sonra da Jeremy’i öldürmesi için Damon’u etki altına alır. Tedaviyle birlikte gömülü olan Silas’tan ölesiye korkan Kol, tedavinin bulunmaması için elinden geleni yapmaya hazırdır. Bu sırada kalbi kırılan Stefan ve doğuştan şanssız vampir kızımız Rebakah da güçlerini birleştirmeye karar verir. Gerçek yüzü açığa çıkan Shane de başkan ve şerif tarafından sorguya alınır. Kandırıldığından dolayı öfkeyle dolan Bonnie, güçlerini kontrol etmekte epey bir zorluk yaşayacaktır. Bölüm sonunda Elena, Jeremy’nin dövmesinin tamamlanması için tehlikeli ve etkili bir yol bulmuştur: Kol’u öldürmek.

 

http://www.youtube.com/watch?v=pT3o4RslDlo

 

4. Sezon 12. Bölüm (A View To A Kill)

Klaus, Kol’u durdurmak için Rebekah’dan yardım ister; ancak Rebekah Klaus’a duyduğu öfke yüzünden bu teklifi reddeder. Bunun üzerine Klaus, Stefan’dan yardım ister. Etki altında olduğu için Jeremy’i öldürmek isteyen Damon, Stefan tarafından hapsedilmiştir. Kol’u öldürtmek için plan yapan Elena, Kol’u arayarak ateşkes yapmak istediğini söyler; ama bu teklifi Kol tarafından reddedilir. Bu sırada Elena’ya yardım etmek isteyen Bonnie, babası ve aniden ortaya çıkan vampir annesi tarafından engellenir. Güçlerini kontrol etmekte zorlanan Bonnie, anne ve babasını etkisiz hale getirir. Okulda yapılacak dansın iptal edilmesine üzülen Rebekah’ın gerçekte istediği şeylerin, sıradan bir genç kızın isteklerinden farksız olduğunu öğreniriz. Bu esnada, Kol, Gilbert Kardeşler’in evine saldırır. Kaçma kovalamaca esnasında bir yolunu bulup Elena’nın yardımıyla Jeremy, Kol’u öldürür. Kardeşinin ölümüne şahit olan Klaus, öfkeden deliye döner; ama, Bonnie’nin yaptığı büyü sayesinde Gilbert’ların evinin ortasında sıkışıp kalır. Bölüm sonunda ise, Jeremy’nin dövmesi tamamlanır; bu da yeni bir maceranın habercisidir.

 

http://www.youtube.com/watch?v=kj5LV3rxH04

 

4. Sezon 13. Bölüm (Into the Wild) 

Jeremy’nin dövmesinin tamamlanmasıyla ortaya çıkan haritadan yararlanan Elena, Damon, Stefan, Shane, Jeremy ve Bonnie tedaviyi bulmak için bir adaya doğru yola çıkarlar. Bu durum, birbirleriyle anlaşamayan Elena ve Rebekah arasında gerginliğe sebep olur.  Bu arada, Shane’in geçmişi hakkında daha fazla şey öğreniriz. Bu esnada Mystic Falls’ta, Tyler’ın kışkırtmalarının etkisiyle Klaus’un öfkesine maruz kalan Caroline, Klaus tarafından ısırılır. Caroline’ı kurtarmak, yine Klaus’un elindedir. Ormanda saldırıya uğrayan Jeremy’i gizemli bir kişi kurtarır. Bölümün sonunda, gruptakilerin ortadan kaybolmasıyla yalnız kalan Elena, Stefan ve Rebekah birbirlerine güvenmek zorunda kalırlar. Ortadan kaybolan grup üyeleri ise Shane’in tuzağına düşmüştür ve tedaviye doğru yola çıkmışlardır.

 

http://www.youtube.com/watch?v=J9xJeDNA1Ds

 

4. Sezon 14. Bölüm (Down the Rabbit Hole)

Damon, beş avcıdan biri olduğu ortaya çıkan Vaughn isimli biri tarafından esir alınmıştır. Damon’un kaçırıldığını anlayan Elena, onu bulmak amacıyla Klaus’taki avcı kılıcını alması için Caroline’den yardım ister. Kendi çıkarları doğrultusunda, kılıçtaki şifreyi çözmek için Caroline ve Tyler’a yardım etmeyi kabul eden Klaus, şaşırtan bir gerçeği ortaya çıkarır : Yalnızca tek bir tedavi vardır. Adadaki ekibin bu durumdan haberi olduğu anda, tedaviyi isteyen herkes, zorlu bir mücadeleye girmek zorunda kalacaktır. Bonnie ise, Silas’ın mezarını bulmak için Shane’e yardım etmek zorunda kalır. Ancak olaylar Shane’in istediği gibi gitmez ve bir kaza geçirir. Silas’ın etkisi altına giren Bonnie, halüsinasyonlar görmektedir. Elena ise, bilinmeyen biri tarafından saldırıya uğrar. Caroline, Tyler’ı affetmesi için Klaus’u ikna etmeyi başarır ama bir şartı vardır : Tyler, Mystic Falls’ı terketmek zorundadır. Bu sırada Bonnie ve Jeremy tedaviyi bulmayı başarırlar; ama aniden ortaya çıkan avcı, Bonnie’yi yaralar ve tedaviyi Silas üzerinde kullanmak ister. Bu esnada Elena’nın yerini alan Katherine ortaya çıkar ve Silas’ı uyandırmak için Jeremy’nin kanını Silas’a içirtir. İşler kontrolden çıkar ve Silas, Jeremy’nin boynunu kırar.

http://www.youtube.com/watch?v=s4MnyrLOgyw

 

Bu noktada

  • Jeremy öldü mü, yaşıyor mu?
  • Katherine tedaviyi ne için istiyor?
  • Silas’ı kanlı canlı görebilecek miyiz?

gibi sorular da ortaya çıkıyor.

Hikaye, sizce nereye gidiyor/gitmeli? Haydi pamuk eller klavyeye. 😉

Dizi, 21 Şubat’ta yayınlanan 15. bölümün ardından, 14 Mart’a kadar 3 hafta ara verecek.

NBC, Dracula ile Dişlerini Bileyecek

$
0
0

Vampir severler yaşadı! Bram Stoker’ın klasik eseri Dracula, bu sonbaharda Cuma günleri NBC‘de olacak. Başrolünde Jonathan Rhys Meyers‘ı (The Tudors) izleyeceğimiz diziden madem 3 kare birden yayınlandı, inceleyelim biraz değil mi?


Konu

Vampir Kont’umuzu bu fotoğraflarda Amerikan bir girişimci pozuyla izliyoruz. Kendisi, 1890’larda modern bilimi muhafazakar topluma kabul ettirmeye çalışıyor. Ama içten içe, kendini yüzyıllar önce ölümsüzlüğe mahkum edenlerden öç almanın peşinde.


Diziden Kareler




Yapım Hakkında ve Mutfaktakiler

Bu televizyon uyarlamasının ilk sezonu 10 bölüm sürecek ve 2013 sonbaharında başlayacak. (NBC, diziyi 2012 Ocak’ında sipariş etmişti; çekimlere ise 2013 Şubat-Mart aylarında başlanmıştı.)

Dizi, NBC’den çıktığı için üflenecek bir yoğurt gözüyle bakılsa da aslında bir Amerikan-İngiliz ortak yapımı. Sky Living ile NBC’den çıkacak. Kadrosundaki başarılı İngiliz oyuncuların yanında, Carnivale‘nin yaratıcısı Dan Knauf‘un baş senarist olması ve dizi yürütücüsü koltuğunda oturması da ayrı bir heyecan konusu. Yönetmenler arasında da
Andy Goddard (Downton Abbey, Law & Order: UK) ve Steve Shill (Dexter, Law & Order: Criminal Intent) gibi isimleri göreceğiz.


Oyuncu Kadrosu

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 


Fragman

http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=Z1jVcmDH43Y


NOT: NBC’nin yeni dizilerinden karelere yer verilen şu habere, kanalın sonradan sipariş ettiği 3 yeni dizisi (Blacklist, Welcome To The Family, The Night Shift) eklendi. Dracula’yı da 3 kare ile öne geçtiği ve içlerinde en uzun zamandır ortalıkta olan olduğu için ayrı bir haberde ele alalım istedik.

Efsanenin Yeniden Doğuşu : Dracula |İnceleme

$
0
0

NBC’nin merakla beklenilen sonbahar dizilerinden biri olan ve daha önce şu yazımızda da kendisinden bahsettiğimiz Dracula en sonunda açılışını yaptı. Bu kez kan, korku ve akıl oyunlarının ön planda olduğu dizinin, diğer Drakula yapımlarından farkı, Drakula’nın kendisini çok iyi temsil edebilmesi ve kamufle olabilmesi… Tabii Drakula karakteri için bu tür nitelikleri karşılayabilen bir oyuncudur  (Mission: Impossible III, The Tudors). Onun adının duyulması bile diziye olan ilgi ve saygınlığın artmasına neden olduğu kesin.

Ancak her şey bir oyuncuyla bitmiyor. Diziye ısınıp, sadık bir izleyici olabilmemiz için senaryo ritminin performansı da çok önemli. Her hafta koskoca 45 dakikamızı bir diziye ayırmamız için bizi o diziye çeken bir şey olmalı. Bir etken, bir sempatisi olmalı… Dizinin geleceği için konuşmak henüz erken, fakat  hit bir dizi olacağı şimdiden belli.

konu_buyuk_2

Kazıklı Voyvoda olarak bilinen Drakula, gerçekte 1456 yılında Osmanlılar’a esir düşmüş ancak sonunda ülkesinde vali olarak atanmayı başarmıştır. İlk yıllarda Osmanlılarla ilişkisinin iyi olmasına rağmen sonraki yıllarda Avrupa ittifakına katılıp Osmanlılara karşı savaş açmıştır. Drakula kazıklara oturtarak birçok Osmanlı askerini öldürmüştür.

Gerçek hayattan alınan bu kişilik, Bram Stoker‘ın romanlarıyla farklı bir seviyeye taşınmıştır. Stoker’ın romanlarındaki Drakula karakterinin etnik kökeni Macar olup, Transilvanya’da yaşamaktadır. Aynı zamanda kendisi güçlü bir vampir, simyacı ve büyücüdür. Stoker’ın romanlarının ana konusu, Drakula Şatosu’nda kalan Kont Drakula’nın kendisini yok etmek isteyen bir grup insan ile olan mücadelesi hakkındadır.

Dracula-O

Yazının buradan sonrasının ilk bölüme göz atıldığı takdirde okunması tavsiye edilir.
ispiyon
Eğer Drakula’nın geçmiş yıllardaki serilerini ve hikayelerini bilirseniz, dizide Dracula efsanesine değişik bir bakış açısıyla bakıldığını görebilirsiniz. Dizinin açılış sahnesinde Drakula’nın dirilişine tanık olduktan kısa bir süre sonra, dünyanın en ünlü vampirini Amerikalı girişimci Alexander Grayson kılığında görüyoruz. Bram Stoker’ın romanlarından apayrı ve izleyiciye de yabancı bir girişle başlanılsa da şunu söylemek lazım ki NBC’den beklenilmeyecek bir hareketti.

Dizide romandan ayrı olan karakter sadece Drakula değil. Drakula ile birlikte, Renfield (), Jonathan Harker (), Mina Murray () ve Van Helsing’e de () romana uymayan birçok özellik eklenmiş. Ayrıca bunların dışında, dizi, izleyiciye kimin hangi safhada olduğunu ya da niyetinin ne olduğunu kesinlikle belli etmiyor. Örnek vermek gerekirse: Dracula bir yandan düzenlediği partide teknolojiyi geliştirmek istediğini dile getiriyor ve “kablosuz” enerji gösterisini sergiliyor; ama bir yandan da sadece intikamını almak için Londra’da olduğunu belirtiyor.

gabriel-van-helsing-vampire-killer-hunter-570x367

Drakula düşmanlarını teker teker temizlemeyi başarsa bile yepyeni bir vampir avcısı da diziye şart. İnsanların kanını emmeyi kimseye görünmeden ve itibarı bozulmadan yapabilen Drakula’nın sırrını bilen birilerinin de çıkması muhtemel. Açılış bölümünde tecrübesiz ve şuana kadarki en saçma vampir avlama girişiminde bulunan avcının, Drakula’yı yakalayamamasından sonra çıta daha baştan düşmeye başladı gibi.

Dizide Van Helsing karakteri olsa da aynı adlı 2004 yapımı filmindeki gibi bir vampir avcısı görmek isterim. Birinci bölümden zaten Drakula ile Ejderha Tarikatı arasındaki mücadelenin büyüyeceği kesinleşti. Ezelden de Drakula’nın ailesinin canına mal olan birtakım olayların olduğunu da biliyoruz. Fakat yine de diziye değişik karakterler lazım.

Dracula - Season 1

İleriki bölümler için tahminlerde bulunmak gerekirse: Drakula’nın eski eşinin reenkarnasyonu olan Mina Murray karakterinin Drakula’nın planlarını suya düşürebilecek veya dikkatini dağıtabilecek bir etken olduğunu söyleyebiliriz. Drakula, Ejderha Tarikatı’nı bitirmek ile Mina arasında bir seçim yapmak zorunda kalabilir. Mina’nın nişanlısı, genç muhabir Jonathan Harker’la Drakula arasındaki rekabetin de büyüyeceği aşikar.

Her ne kadar “Her dizi kendi çapında tektir” deseler de dizilerin birçok ortak yönü ortaya çıkabiliyor. “Dracula’yı hangi dizilere benzeterek tanıtabiliriz?” derseniz bu Hannibal ve Dexter olur. Hem Hannibal’ın hem de Dexter’ın Drakula gibi kendilerine özgü bazı alışkanlıkları var. Kendilerine özgü “karanlık yönleri” var. Hannibal damak tadını insan etine ayarlayan, Dexter yaşam tarzını suçluları öldürmekte bulan ve Drakula da biraz yapısından dolayı olsa da insanların kanıyla beslenen bir karakter.

Üçünün de insanlardan sakladıkları hobileri, merakları ve sadistik özellikleri var. Suçlunun ön planda olduğu ve hiç yakalanamadığı dizileri seviyorsanız Dracula’yı da seveceksiniz…

The Vampire Diaries Çizgi Roman Oluyor

$
0
0

Sevilen The CW dizisi The Vampire Diaries, sevenleriyle çizgi roman olarak buluşmaya hazırlanıyor.

Dizinin hikayesinin günümüzden yüzyıllar öncesini de içerdiğini düşündüğümüz zaman, bu tarz uzantıların hikayedeki boşlukları doldurması pek şaşılacak bir durum değil.

Daha önce dijital yollardan da çizgi romanı yayınlanan dizinin ilk basılı çizgi romanı 8 Ocak 2014 tarihinde Amerika’da raflardaki yerini alacak. Üstelik çizgi romanın yayıncısı tanıdık bir isim : DC Comics.

Aşağıda örnek olarak  5 sayfasını görebileceğiniz “Vervain (Mine)” başlıklı çizgi romanda, Damon ve Stefan’ın 19. yüzyıldan kalma bir hikayesiyle karşılaşacağız.

 

 

Kaynak

 

Supernatural: Tribes’ta Bizi Neler Bekliyor?

$
0
0

TribesBir süre önce The CW kanalı tarafından deneme bölümü (pilot) sipariş edilen ve 29 Ocak’ta ismi belli olan Supernatural uzantısı ‘Supernatural: Tribes’ hakkında yavaştan bilgiler gelmeye başladı. Bilmeyenler için: Supernatural, iki kardeşin doğaüstü yaratıklara karşı bitmek bilmeyen savaşını anlatıyor. Zamanla mitoloji ve dinin de dahil olduğu dizide bir yanda melekler, bir yanda iblislerle iki kardeşin heyecan dolu maceralarını izliyoruz ve umarım izlemeye de devam edeceğiz.

Supernatural-Tribes-character-descriptions

Hala devam etmekte olan 9. sezonunun 20. bölümüyle temelleri atılacak ve karakterleri/yaratıkları tanıtılacak olan uzantı, bir yol hikayesi olan Supernatural’ın aksine tek bir yerde, Chicago’da geçecek. (Chicago’da bir itfaiye, bir de polis merkezimiz zaten var. Hayalet avcılarımız da eksik kalmasın.)

Supernaturel’dan bildiğimiz Andrew Dabb tarafından kaleme alınacak olan dizinin yönetmeni de yine orijinal diziden Robert Singer olacak.

Biraz daha çok yönlü ele alınacak olan bu yapımda yaşanacakları sadece avcıların gözünden değil, yaratıkların gözünden de izleyeceğiz. Yaratıkların da daimi rolleri olacak. Onların da aile hayatını izleme şansına erişeceğiz ve baş rollerde yarı insan yarı yaratık karakterler de olacak.

Supernatural_tribes-1024x640Her uzantı dizi muhabbetinde akıllara geldiği gibi insanı “Acaba esas diziden oyuncu kaybı yaşayacak mıyız?” korkusu sarıyor. Ama bu konuda şimdilik içiniz rahat olsun. Supernatural kadrosundan hiç kimse uzantıya geçiş yapmayacak. Yeni dizi, yepyeni karakterlerle başlangıç yapacak.

“Peki kimleri/neleri izleyeceğiz bu yapımda?” derseniz; hikaye, 5 farklı -ve birbirinden güçlü- yaratık ailesini ve avcılarımızın onlarla mücadelesini işleyecek.

  • Ennis Roth – Polis olma hayaliyle büyüyen ama sevdiği birinin yaratıklar tarafından öldürülmesiyle kendini avcı olarak bulan bir adam.
  • David Hayden – İnsan olarak yaşamayı deneyen, ama trajedi sonucu kimliğini kabullenen ve özüne dönen bir şekil değiştirici.
  • Margo Hayden – David Hayden’ın şekil değiştirici kız kardeşi. Ailenin yeni reisi olma yolunda ilerliyor.
  • Violet Durant – David’le herkesten gizli ilişki yaşayan bir kurt kız.
  • Julian Durant – Violet’in kurt adam olan erkek kardeşi. Ennis’in baş düşmanı.
  • Freddie Costa – Ennis’in babasının bir arkadaşı. Dünyanın çilesinden bıkmış bir polis. Ve onun bir sırrı var.

Bakalım bu yeni uzantı, uzandığı dizi kadar popüler olmayı başarabilecek mi ve bir diziye dönüşebilecek mi?

Being Human (ABD) Sona Eriyor!

$
0
0

Syfy tarafından ilk olarak 2011 yılında yılında yayınlanmaya başlanan Being Human‘ın şu anda yayınlanan 4. sezonunun son sezonu olacağı açıklandı.

İngiliz yapımı Being Human dizisinden uyarlanan, ama zamanla uyarlandığı diziden ayrı bir yol çizmeye başlayan dizide bir vampir, bir kurt adam ve bir hayaletin bir arada yaşamasıyla başlayan ilginç olaylar konu ediliyordu. Bakalım 7 Nisan’da 4. sezonunun 13. bölümüyle sona erecek olan dizinin izleyicileri tatmin edici bir finali olabilecek mi?


The Originals — Tanıtım

$
0
0

The Originals intertitle.pngBize The Vampire Diaries, Supernatural ve Arrow gibi dizileri vermiş olan ve izleyici kitlesini genelde memnun eden Amerikan TV kanalı The CW, geçtiğimiz Ekim’de daha yetişkin içerikli bir vampir dizisi yayınlamaya başladı: The Originals… Dizi, öyküsüne The Vampire Diaries’te başladığımız Köken vampirleri anlatıyor. Yani bir uzantı (spin-off). Geçtiğimiz günlerde ilk sezonunu başarıyla tamamlayan ve sezon boyunca kendine has izleyici kitlesini usulca oluşturan dizimiz, 2. sezon onayını Şubat’ta, yani beklenenden daha erken bir zamanda aldı. Gelin hep birlikte, bir sezonda uyarlama dizi etiketinden adı gibi orijinal bir diziye dönüşen dizimizi tanıyalım.

Tanıtım, The Vampire Diaries’i çok geriden takip edenler için ve -tanıtım yazısı olmanın doğası nedeniyle- The Originals’ın ilk bölümüyle ilgili olarak ispiyon içeriyor.

YAPIM SÜRECİ | 11 Ocak 2013 tarihinde, Köken vampirler üzerine odaklanacak “The Originals” adlı bir The Vampire Diaries bölümünün Nisan’da yayınlanacağı duyuruldu. Bu bölümün amacı 2013-2014 sezonu için potansiyel bir diziye arka kapı deneme bölümü (backdoor pilot) oluşturmaktı. Bölümün yayınlanmasının ardından 26 Nisan 2013’te The Originals dizisi, 2013-2014 sezonunda yayınlanmak üzere onay aldı. Bu uyarlama denemesi Julie Plec tarafından, Kevin Williamson’ın herhangi bir katkısı olmadan yönetilmekte. Yapımcılar arasında Julie Plec, Leslie Morgenstein ve Gina Girolamo’yu gördüğümüz dizinin yapım şirketleri  Alloy Entertainment, CBS Television Studios,  Warner Bros. TV ve My So-Called Company’den oluşuyor. Senaryo ise Julie Plec’in elinden çıkıyor. Dizinin ilk bölümü, arka kapı deneme bölümünün düzenlenmesi şeklinde 3 Ekim 2013 tarihinde The Vampire Diaries’in beşinci sezon prömiyerinin arkasından yayınlandı. Oldukça olumlu eleştiriler alan dizi, 8 Ekim’den itibaren Salı günlerine taşınarak sezon boyunca bu şekilde yayınlandı.

KONU | The Originals, Mikaelson kardeşleri (Klaus, Elijah ve Rebekah) merkezine olan bir The Vampire Diaries uyarlamasıdır. The Vampire Diaries’in 25 Nisan 2013 tarihinde yayınlanan 4×21 numaralı bölümü, bu dizimizin arka kapı deneme bölümü olarak işlev görmüş, bu bölümde ayrıca kurtadam Hayley’nin Klaus’un çocuğuna hamile olduğu ortaya çıkmış ve kendisi de bu sebeple dizimize geçiş yapmıştır.

Dizi, köken kardeşlerin 1919’dan bu yana ilk kez New Orleans şehrine dönmesiyle başlar. Şehri asıl kuran kişiler olan kardeşlerimiz, kindar babalarından kaçmak için şehri terk etmek zorunda kalmıştır. Yokluklarında Klaus’un zamanında koruması altına aldığı Marcel, şehrin yönetimini ele geçirmiştir. Şimdi Klaus, Marcel’i indirip bir zamanlar kendilerine ait olan şehri geri almaya karar verir.

Klaus, yüz yıllar boyunca babasından ve onun nefretinden kaçak bir yaşam sürmüştür. Sonsuz bir nefretle dolu olan karakterimiz, New Orleans’ın Fransız Bölgesi’ne döndüğünde çok geçmeden kendini meşgul edecek yeni düşmanlar edinir.

Klaus’un asil kardeşi Elijah ise kendine zarar verici davranışları olan kardeşinin kefaretini bulmasına yardım etmek amacıyla onun yanında gelir. Elijah, Klaus’u hizada tutmak için Marcel’in düşmanlarıyla işbirliği yapmak zorundadır. Bütün bunların yanında hiç aklından geçmeyen birine karşı gelişen hisleri, olayları daha da zor hale sokar.

Hayatı boyunca hep Klaus’tan zulüm görmüş Rebekah, şeytani kardeşi Klaus’un yanında olmaya Elijah kadar istekli değildir. En ufak hatalarında kendilerine hayatı zindan eden Klaus, ona göre kurtarılma aşamasını çoktan geçmiştir. Ancak biraz Elijah’nın ısrarı biraz da kendi içindeki iflah olmaz aile özlemi nedeniyle çok geçmeden müzik şehri New Orleans semalarında yerini alır.

Siyahlara karşı zulmün en doruk zamanlarındaki kölelik kültüründen gelen Marcel, bütün hayatını Klaus’a borçludur. Bildiği her şeyi kendisine o öğretmiş, adeta babası olmuştur. Klaus sayesinde vampire dönüşen Marcel, kökenler şehri terk ettiklerinde yapayalnız kalır. Elinde liderini kaybetmiş bir krallık ile kalakalmıştır. Şehri ve kendisini yıllar içerisinde baştan yaratan Marcel, kökenler geri dönüp kurdukları şehri geri almak istediğinde, tacı ve tahtı teslim etmeye pek de istekli olmayacaktır.

New Orleans’ın kültürel tarihinin bir parçası olan cadılar, Marcel yönetiminde tamamen geri plana itilmiş ve güçlerini kullanamaz hale getirilmiş durumdadırlar. Marcel’in gizli silahı sayesinde yaptıkları her büyü tespit edilmekte ve cezalandırılmaktadır. Bir zamanlar bölgede önemli söz sahibi olan cadılar, bir savaş vermeden yok olmayacaklardır.

KARAKTERLER |

Klaus Mikaelson: İlk vampir-kurtadam melezi olan Klaus, bin yıldır dünyadadır. Kurulmasına yardım ettiği ve yaklaşık yüzyıl önce kardeşleri Elijah ve Rebekah ile birlikte insafsız avcı babaları yüzünden sürüldükleri New Orleans’a geri döner. Kendisine karşı bir komplo kurulduğuna dair gizemli bir ipucuyla doğaüstü olayların kaynadığı kazan olan Fransız Bölgesi’ne geri çekilen Klaus, eskiden koruması altında olan Marcel’in kendi yokluğunda, şehrin doğaüstü sakinlerini net bir otorite ile nasıl yönettiğini görünce şaşırır ve kıskanır. Egosu ve kendi kendine zarar veren doğasıyla, şehri Marcel’dan geri almaya yemin eder. Karakteri daha önce The Vampire Diaries’te aynı rolle gördüğümüz ve Immortals ve Open Grave adlı filmlerden tanıyabileceğimiz Joseph Morgan canlandırıyor.

Elijah Mikaelson: Klaus’un bir daha adım atmamaya yemin ettiği tek yere neden döndüğünü merak eden Elijah, kardeşini New Orleans’a kadar takip eder. Mystic Falls’ta kuyruklarını kovalama fikri Elijah’ya pek hitap etmediği için ailesinin New Orleans mirasını geri alma amaçlı yeni bir başlangıç fırsatını kaçırmaz ve şehirde kalır. Karakteri daha önce The Vampire Diaries’te aynı rolle gördüğümüz ve şu sıralar eş zamanlı olarak Kanada yapımı doğaüstü tıp dizisi Saving Hope’da da doya doya seyredebileceğimiz Daniel Gillies canlandırıyor.

Rebekah Mikaelson: Köken kardeşlerin tek kadın üyesi olan Rebakah, Mystic Falls’taki ihaneti nedeniyle Klaus’a kin tutmaktadır ancak ailesine duyduğu sadakat (Klaus’tan ziyade Elijah’ya) nedeniyle kardeşlerinin peşinden New Orleans’a gelir. Karakteri daha önce The Vampire Diaries’te aynı rolle gördüğümüz ve daha önce Avusturalya yapımı H20: Just Add Water ve ABD yapımı Pretty Little Liars’ta izlediğimiz Claire Holt canlandırıyor.

Hayley Marshall: Klaus’un tek gecelik aşkı olan kurtadam Hayley de kendi ailesinin öyküsüne dair ipuçlarını araştırmak amacıyla Fransız Bölgesi’ne gelir. Kendini diğer insanlardan çok uzak hisseder çünkü nereden geldiğini bilmemektedir ve bu yolculuğun geçmişte yaptığı karanlık ve çıkarcı şeylerin ardından kendi insanlarını tanımaya ve insanlığını bulmaya yardımcı olacağını ummaktadır. Ancak New Orleans’da iken Hayley, kendisinin Klaus’un doğmamış çocuğunu taşıdığının farkında olan güçlü cadı Sophie Deveraux’nun eline düşer. Karakteri daha önce The Vampire Diaries’te aynı rolle gördüğümüz ve daha önce tek sezonda iptali görmüş The Secret Circle dizisinde de izlediğimiz Phoebe Tonkin canlandırıyor.

Marcel Gerard: Marcel, Klaus’un yüzyıl önce koruması altına aldığı ve vampir yaptığı, karizmatik ama vahşi ve şeytani bir vampirdir. Menfur eylemlerle ve şehrin müşkül cadıları üzerindeki gizli silahıyla New Orleans’ın insan ve doğaüstü sakin nüfusunun kontrolünü eline geçirmiştir. Marcel, sadık takipçilerine emirler verdikçe ve mutlak otorite ile hüküm sürdükçe şehrin doğaüstü hizipleşmeleri – vampirler, cadılar, kurt adamlar, insanlar –  arasındaki gerilim kırılma noktasına gelir. Karakteri arka kapı deneme bölümünde yine aynı karakterle gördüğümüz ve daha önce birkaç bölüm Grey’s Anatomy ve The Game dizilerinde izlediğimiz Charles Michael Davis canlandırıyor.

Sophie Deveraux: Sophie, Fransız Bölgesi’nde yüzyıllardır bulunan uzun bir cadı soyundan gelen, Marcel’a ve onun cadı toplumu üzerindeki baskısına karşı mücadeleye önderlik eden güçlü bir cadıdır. Kızkardeşinin Marcel’in ellerinden gerçekleşen ölümü ve Davina adlı genç cadının gizemli kayboluşunun ardından bir devrimciye döner ve Marcel’in Fransız Bölgesi’nin cadıları üzerindeki gücünü kırmak için – Köken aile ile bir anlaşma yapmak dahil olmak üzere – her şeyi yapmaya hazır hale gelir. Karakteri arka kapı deneme bölümünde aynı karakterle gördüğümüz ve Inside Amy Schumer ve Homeland gibi dizilerde bölümlük konuk oyuncu olarak izlediğimiz Daniella Pineda canlandırıyor.

Camille O’Connell: Cami, derslerini gündüz vakti takip etmekten, geceleri ise Rousseau’da barmen olarak çalışmaktan mutlu görünen akıl küpü ve iyimser biri olan, bir Psikoloji öğrencisidir. Farkında olmadığı şey müşterilerinin çoğunun vampir olduğudur. Kendisini New Orleans’a getiren karanlık sırrı saklayan Cami, çok geçmeden Klaus ve Marcel’in arasında kalır ve ikisinin de kendisi ve etrafındaki herkes için yaratabileceği tehlikenin hiç de farkında değildir. Herkesin bir hikayesi olduğuna ve derinlerde bir yerde herkesin iyi olduğuna inanır. Karakteri arka kapı deneme bölümünde aynı karakterle gördüğümüz ve daha önce tek sezonda iptali gören Life is Wild adlı dizide izlediğimiz Leah Pipes canlandırıyor.

Davina Claire: Davina, genç ve sorunları olan bir cadıdır. Dünyanın nasıl işlediği konusunda saf olan cadımız, kendi şeytanlarıyla boğuşmaktadır. Koruyucu bakıcılar tarafından korunaklı bir yerde saklanmaktadır ve hayat hakkındaki masumiyeti onu hem harikulade hem de tehlikeli kılmaktadır. Narin ve ruhani özellikler taşırken, sorunları da peşini bırakmamaktadır. Karakteri daha önce Prom adlı filmde gördüğümüz Danielle Campbell canlandırıyor.

TANITIM FİLMLERİ | 

Bir dakikalık ilk bölüm fragmanı:

Yaklaşık üç buçuk dakikalık dizi tanıtım videosu:

SON SÖZ | The Originals, yayınlandığı ilk bölümlerden itibaren bize ve kanalına TVD’den ne kadar farklı bir dizi olduğunu gösterdi. Elbette ki karakterlerin TVD formatından –daha genç izleyicilere hitap eden, aşk ve entrika odaklı genel The CW formatı– bu dizinin formatına -daha çok erişkin izleyicilere hitap eden, karakterleri derinlemesine işleyen nadir The CW formatı– geçişi birkaç bölüm sürdü. Ancak oluşturduğu hikaye ve karakterler kesinlikle TVD’den farklı bir noktada duruyor. TVD’nin benim gözümde rutine bağladığı bir dönemde, dizideki en sevdiğim karakterleri toplayarak kendi yolculuğuna çıkan bu dizi, benim gönlümü çoktan fethetti. İki dizi arasındaki farklardan en önemlisi de TO’da her olayın TVD’deki gibi en ince ayrıntısına kadar açıklanmaması ve bazı şeyleri izleyicinin kendisine bırakarak, onun yorumlarına güvenmesi. TVD’yi izlemiş olmak bu dizi için bir temel oluştursa da kesinlikle mecburi değil. Reytinglerin de oldukça başarılı gittiğini düşünürsek, bu diziye hala başlamamış olan herkese gönül rahatlığıyla önerebilirim.

 

2014 Sonbaharında Neler Olacak? – The Originals ve Arrow

$
0
0

tovaSevdiğimiz dizilerin sezon finalleri birer birer yayınlandı. İzlediğimiz dizilerin bir kısmı iptal olarak dizi mezarlığındaki yerlerini alırken, şanslı olanlar oyuna bir sezon daha devam edecek. Sezonluk hikayelerini belli bir noktaya getirip yeni sezon için heyecanlanmamızı sağlayan dizileri beklemek elbette ki kolay değil. Neyse ki TVLine, Fall TV Preview etiketi altında bize yeni sezonda izleyeceğimiz olaylarla ilgili edinebildiği bilgileri sunmaya karar vermiş.

Ben de dönem dönem, bu haberler arasından bildiri niteliğini taşıyanları size aktarmaya çalışacağım. İlk olarak geçtiğimiz günlerde sezon finallerini seyrettiğimiz The Originals ve Arrow dizileri ile başlayacağız.

Yazının bundan sonraki kısmı, The Originals’ın ilk, Arrow’un 2. sezon finallerini izleMEmiş dizi severler için ispiyon (spoiler) içerir.tovaThe Originals, bu sonbaharda geri döndüğünde menüde intikam var! TVLine, geçtiğimiz günlerde şu anda yapım aşamasında olan ikinci sezonun ilk üç bölümü hakkında bilgi edinmek için dizinin yıldızları – Joseph Morgan, Daniel Gillies, Phoebe Tonkin ve Charles Michael Davis – ile konuşmuş. İşte öğrenebildikleri…

HAYLEY’NİN YARDIMCILARI | Klaus’un bebeğinin annesi artık serbest bir hibrid olduğuna göre dizginleri kullanmayı öğretmesi için birinin yardımına ihtiyacı olacak. Peki, New Orleans’ın sivri dişli sakinlerinden hangisi buna gönüllü olacak? Morgan “Aslında biz de bunu keşfetmeyi bekliyoruz.” dese de diğer oyuncularının birkaç fikri var. “Sanırım hepimizin ismini bir kaseye koyacağız.” diyor Davis. Gillies da ekliyor; “Bence Hayley’nin isimleri çeken eğitimli bir hamsterı var.” (Açıkçası dizide daha garip şeyler de oldu.)tova3HOŞÇAKAL BEBEK HOŞÇAKAL | Sezon finali Klaus ve Hayley’nin Hope bebeği Rebekah ile yaşamaya göndermesi ile bitse de Tonkin, hibrid ebeveynlerin kızlarının yakın zamanda unutulmayacağını söylüyor. “Görmezden gelinen bir durum olmayacak.” diye açıklıyor Tonkin; “Bebek hakkında ilk üç bölümde kesinlikle konuşacağız. Hiç var olmamış gibi davranmayacağız.” Siz, Morgan ve diğer oyuncuların kollarında bir bebekle çalışmak zorunda kalmadıklarını öğrenince rahatladıklarını düşünmeden söyleyelim, oyuncuların hepsi bebeklere bayıldıkları konusunda ısrarcı.tova4KARDEŞLER TAKIMI | Herkesi birbirinin canını alma noktasına getiren birinci sezonun aksine ikinci sezon, New Orleans sakinleri arasında nispeten bir uyum ile başlayacak. “Sezon finali kıyamet gibiydi ancak artık önceye göre birbirimize daha bağlı olduğumuzu düşünüyorum.” diyor Gillies. Morgan da “Biraz huzursuzluk olabilir ama bir ittifak olacak. Finalle birlikte kesinlikle hepimiz ortak bir amaç geliştirdik.” diye ekliyor.tova2EBEVEYN KONTROLÜ | …ve iki erkek kardeş kendilerini, ailelerini yok etmeye çalışan Mikael ve Esther’ı durdurma amacı doğrultusunda bir araya gelmiş bulacak. Klaus ve Elijah’nın ebeveynleriyle ilgili olarak Morgan; “Bizden pek memnun değiller. İkisinin de ölümünden sorumluyuz, bu nedenle intikam peşinde olacaklarını düşünüyorum.

The Originals, önümüzdeki sonbaharda 2. sezonuyla geri dönecek.



tova5Gelelim okçu kahramanımıza! Çizgi roman uyarlaması dizi Arrow’un “Unthinkable” adlı ikinci sezon finalinden birkaç saat sonra TVLine, dizi oyuncularını cevabı merakla beklenen soruları sormak için davet etmiş. İşte öğrenebildikleri…tova6SLADE WILSON’IN İZİNDEN GİDEN KİM OLACAK? | Arrow’un başrol oyuncusu Stephen Amell, 3. sezondaki Büyük Kötü’nün kim olacağını biliyor –ancak tanıtmayı reddediyor. Neyse ki Oliver’ın gelecek düşmanıyla ilgili birazcık bir şeyler söyledi. Slade ‘her zaman her yerde hazır’ durumda olmuşken, Amell yeni sezon için; “3. sezonda durumun mutlaka yine böyle olması gerektiğini düşünmüyorum.” diyor. “2. sezondan biraz farklı olacak.AMALCOLM’IN THEA İÇİN PLANI NEDİR? | Zaten kardeşi Oliver’a küsmüş olan ve sezon finalinde de erkek arkadaşı Roy’un suçla mücadele sırları nedeniyle ihanete uğrayan Thea, en son yeni keşfettiği babasının limuzini içinde şehirden firar ederken görülmüştü. 3. sezon için düzenli oyuncu mertebesine yükselmiş olan John Barrowman, Malcolm Merlyn’in küçük kızını kendisine saygısızlık yapan herkese doğruyu (yani yanlışı) göstermek için büyük ve kesinlikle alçakça bir amaç için hazırlayacağından şüpheleniyor. “Bir dinamo olması için, güçlü bir kadın olması için onu eğitmesi lazım.” diye teoride bulunuyor Barrowman. “Artık çetin biri ama daha da çetin olacak.” (Oyuncunun 3. sezonu için diğer büyük dileği ise daha az klostrofobik olan Kara Okçu elbiseleri. “Yapımcı Andrew Kreisberg’e çoktan ‘Stephen’ın [Amell] kıyafetine benzeyen ama siyah olan bir kıyafet istiyorum.’ dedim bile.”)Streets of FireLAUREL RESMEN YENİ CANARY OLMA YOLUNA GİRDİ Mİ? | Özellikle küçük kardeşi Sara’nın Nyssa ve Suikastçilere tekrar katılması ve anlamlı deri ceket hediyesi sonrasında neler olacak? Katie CassidySiz ne olacağını düşünüyorsunuz?” diye cevap veriyor büyük bir gülümsemeyle ve ekliyor; “Artık meşalenin aktarıldığını düşünüyorum. Ben böyle hissediyorum ve bence diğer herkes de böyle hissediyor.” Birkaç hafta önce konuya cevap vermekten kaçınan oyuncu, belki de sadece tedbirli olmak amacıyla vücut çalışmaya başladığını doğruluyor. Etkileyici kol kaslarını gösterip böbürleniyor, “Şuna baksanız! Daha ne diyeyim!

Arrow, önümüzdeki sonbaharda 3. sezonuyla geri dönecek.

True Blood | Replikleri

$
0
0

2388b2abd8ab4c8acc06750bd64c883e
HBOda 2008 yılında yayınlanmaya başlayan ve final sezonuna sayılı günler kalan True Blood ile ilgili yayımlanmış repliklerden derlediğim dosyamızın devamına diziyi özleyen ve anılarını tazelemek isteyen herkesi bekliyorum.

NOT: Diziyi izlemeyenler veya yeni başlayanlar için ispiyon tehlikesi taşımaktadır.

Pam: Kızgın yüzüm ve mutlu yüzüm aynıdır.

Pam: Benim kızgın yüzüm ve mutlu yüzüm aynıdır.

Andy: Hayret bir şeysin Stackhouse. Kasabada yatmadığın kadın kaldı mı? Jason: Bilmem, biraz kaldı galiba.

Andy: Hayret bir şeysin Stackhouse. Kasabada yatmadığın kadın kaldı mı?
Jason: Bilmem, biraz kaldı galiba.

Pam: Siz insanlar acılarınızı seviyorsunuz, değil mi? Acı çekmeyi seviyorsunuz.

Pam: Siz insanlar acılarınızı seviyorsunuz, değil mi? Acı çekmeyi seviyorsunuz.

Jessica: Senin yapacağından o kadar çok korkmuştum ama ben yaptım. Ben yaptım! Ölmediklerini söyle. Lütfen ölmediklerini söyle.

Jessica: Senin yapacağından o kadar çok korkmuştum ama ben yaptım. Ben yaptım! Ölmediklerini söyle. Lütfen! Lütfen! Ölmediklerini söyle.

Sookie: Üzerimden inebilirsin artık.  Ben: Ne? Sookie: Siktirip kalk üzerimden ya da öl Warlow.

Sookie: Üzerimden inebilirsin artık.
Ben: Ne?
Sookie: Siktirip kalk üzerimden ya da öl Warlow.

Sophie Anne: Şafağa kadar iki saat var. Seks yapalım mı? ... Şaka yapıyorum.

Sophie Anne: Şafağa kadar iki saat var. Seks yapalım mı? … Şaka yapıyorum.

''Kime güvenmeyi tercih edersiniz, bir vampire mi bir politikacıya mı?''

Kime güvenmeyi tercih edersiniz, bir vampire mi bir politikacıya mı?’

Sookie: Oh, tamam. Jess: Biliyordum!

Sookie: Peki o zaman.
Jess: Biliyordum!

Eric : Kenara çek. Jason : Siktir. Eric: Lütfen?

Eric : Kenara çek. Jason : Siktir.
Eric: Lütfen?

 

Jess: Ondan hoşlanıyor musun? Tara: Ne? Jess: Bilirsin hoşlanmak gibi.

Jess: Ondan hoşlanıyor musun?
Tara: Ne?
Jess: Bilirsin HOŞLANMAK gibi.

Pam: Benimle oyun oynama, seni küçük kızıl kaltak.

Pam: Benimle oyun oynama, seni küçük kızıl kaltak.

Pam: Tebrikler, büyük baba oldun!

Pam: Tebrikler, büyük baba oldun!

Jess: Kimi istersem onu yerim.

Jess: Kimi istersem onu yerim.

 Sookie: Bir parçam her zaman seni istedi. (Eric'e söylüyor.)

Sookie: Bir parçam her zaman seni istedi.
(Eric’e söylüyor.)

Russell: Şimdi hava durumu zamanı. Tiffany?

Russell: Şimdi hava durumu zamanı. Tiffany?

Eric: Saçımda kan var mı?

Eric: Saçımda kan var mı?

''Tamam! Anladık! Vampirleri sevmiyorsun. İyi, ben de dar görüşlü, saçı boyalı, sıska sürtükleri sevmiyorum.''

‘Tamam! Anladık! Vampirleri sevmiyorsun. İyi, ben de dar görüşlü, saçı boyalı, sıska sürtükleri sevmiyorum.’

Sookie: Az önce popomu mu çimdikledin? Eric: Güzel popo. Sookie: İyi, teşekkürler ama çek ellerini.

Sookie: Az önce popomu mu çimdikledin?
Eric: Güzel popo.
Sookie: İyi, teşekkürler ama çek ellerini.

General: Oh, tanrım. Eric: Tanrı bir vampirdir.

General: Oh, tanrım.
Eric: Tanrı bir vampirdir.

Lafayette: Ben bir sürtüğüm, ispiyoncu değil.

Lafayette: Ben bir sürtüğüm, ispiyoncu değil.

Pam: Onlardan nefret ediyorum. Çok aptallar. Eric: Ama lezzetliler.

Pam: Onlardan nefret ediyorum. Çok aptallar.
Eric: Ama lezzetliler.

Bill: Sana Sookie ile yaptığın anlaşmadan vazgeçmen için ne verebilirim? Eric: Hiçbir şey.

Bill: Sana Sookie ile yaptığın anlaşmadan vazgeçmen için ne verebilirim?
Eric: Hiçbir şey.

 Jason: Aman, tanrım. Dünden bile daha güzel gözüküyorsun.

Jason: Aman, tanrım. Dünden bile daha güzel gözüküyorsun.

Pam: Sookie'den de kıymetli peri vajinasından da aptal isminden de bıktım artık! Sookie'yi s*kiyim!

Pam: Sookie’den de kıymetli peri vajinasından da aptal isminden de bıktım artık! Sookie’yi s*kiyim!

Jessica: Sevimlisin. Kucağına oturabilir miyim? Eric: Hayır. Jessica: N

Jessica: Sevimlisin. Kucağına oturabilir miyim? Eric: Hayır. Jessica: Neden? Kimse eğlenmeme izin vermiyor. Pislikler!

Eric: Bir vampir olduğumu biliyorum, Snookie! Sookie: Adım Sookie!

Eric: Bir vampir olduğumu biliyorum, Snookie!
Sookie: Adım Sookie!

Eric: Ne yaptın?! Pam: Sizinle dünyayı dolaşmama izin verin Bay Northman ya da ölmemi izleyin.

Eric: Ne yaptın?!
Pam: Sizinle dünyayı dolaşmama izin verin

Bay Northman ya da ölmemi izleyin.

Lafayette: Biri şu sürtüğü tokatlamalı.

Lafayette: Biri şu sürtüğü tokatlamalı.

Pam: Sen benim yüzümü s*ktin , ölme vaktin.

Pam: Çok şeye katlanabilirim ama sen benim yüzümü s*ktin, ölme vaktin.

Jason: Komik bir şey mi var vampir? Eric: Evet, kan torbası. Jason: Asalak. Eric: Hava müptalası. Jason: S*ktiğimin ölüsü. Eric: Et torbası.

Jason: Komik bir şey mi var vampir?
Eric: Evet, kan torbası.
Jason: Asalak.
Eric: Hava müptelası.
Jason: S*ktiğimin ölüsü.
Eric: Et torbası.

 

Sookie: Siktir!

Sookie: Siktir!

 

Sookie: Bundan bıktım. Yalan söylemekten, ört bas etmekten ve insanların hayatını mahvetmekten bıktım

Sookie: Bundan bıktım. Yalan söylemekten, ört bas etmekten ve insanların hayatını mahvetmekten bıktım.

Eric: Bu yeni ben. Beğendin mi?

Eric: Bu yeni ben. Beğendin mi?

Jessica: İstediğim herkesi öldürebilirim ve öldürmek istediğim o kadar çok insan var ki.

Jessica: İstediğim herkesi öldürebilirim ve öldürmek istediğim o kadar çok insan var ki.

 Bill: Sookie benimdir. (1x03) Eric: Sookie, sen benimsin. (4x01)

Bill: Sookie benimdir. (1×03)
Eric: Sookie, sen benimsin. (4×01)

l

Lafayette: Bir şey yap! Pam. Yapıyorum. Gülüyorum.

Lafayette: Bir şey yap!
Pam. Yapıyorum. Gülüyorum.

 Jessica: Sıçayım kurallarına. Sıçayım, sıçayım, sıçayım! İstediğim her şeyi söyleyebilirim, artık. Siktir, siktir, siktir. Kahretsin, kahrolası, sikeyim! Sikmek en kötü olanı. Sikeyim, sikeyim, sikeyim!

Jessica: Sıçayım kurallarına. Sıçayım, sıçayım, sıçayım! İstediğim her şeyi söyleyebilirim, artık. Siktir, siktir, siktir. Kahretsin, kahrolası, sikeyim! Sikmek en kötü olanı. Sikeyim, sikeyim, sikeyim!

''Selam, baba!''

Selam, baba!’

The Strain’de Bizleri Neler Bekliyor ?

$
0
0

FX’in  bir vampir salgınını anlatan yeni yaz dizisi The Strain 13 Temmuz’da meraklılarıyla buluşmaya hazırlanıyor. Yayın günü gelene kadar da FX’in adeti olduğu üzere gerek kısa gıdıklayıcılarla (teaser), gerekse nispeten uzun fragmanlarla seyircinin nabzını yoklamayı sürdüyor. Proje tasarımında Guillermo del Toro ve Chuck Hogan‘ın parmağının olduğu dizi, aynı ikilinin yazdığı aynı isimli roman üçlemesinden uyarlanıyor.

13 bölüm sürecek olan ilk sezonun ilk bölümünü de yine ünlü yönetmen Guillermo del Toro yönetiyor. Bu ikilinin yanında Carlton Cuse (Lost, Bates Motel) dizi yürütücüsü ve yapımcı olarak dizide görev alacak.

enhanced-30282-1403811354-9Dizi iddialı olmasına iddialı; ama izleyici ona hazır mı derseniz Amerika’da posterleriyle ortalığı bir titretti diyebiliriz. Altta ispiyonun içine sakladığımız poster Los Angeles’ta reklam panolarında boy gösterince ülkede olay yarattı. Bir gözün içinden çıkan bir solucanın resmedildiği poster birçok izleyiciyi rahatsız etti. Kamuya açık bir alanda, çoluk çocuğun da görebileceği böyle rahatsız edici bir görüntünün yer almasına Twitter üzerinden itirazlar geldi. Sonunda FX havlu attı ve bu posteri değiştireceğini açıkladı.

Biz de bu görüntüden rahatsız olabilecek izleyicilerimiz olabilir diye üstte biraz flu görünen posteri altta gizledik. Yoksa, ispiyonluk bir yönü yok elbette. :)

Yeni bir poster gelene dek dilerseniz diziyle ilgili şimdiye kadar yayınlanan videoların bir kısmıyla başbaşa bırakalım sizleri.

 

 

 

Vampirlere farklı bir açıdan bakacağımız dizinin kadrosunda ise;  David BradleyMia MaestroSean AstinCorey StollKevin DurandNatalie BrownJonathan HydeRichard SammelRobert MailletFrancis Capra gibi isimler yer alıyor.

the-strainFX-logos_0

The Strain — Tanıtım

$
0
0

The-Strain-book-cover
The Strain, El Laberinto del Fauno (Pan’ın Labirenti), Hellboy ve Pacific Rim filmlerinden tanıdığımız yazar ve yönetmen Guillermo del Toro tarafından yaratılan, 2014 yazının en çok beklenen dizilerinden biriydi. Yazarın kendine has tarzı ile vampir temasını ele alması bizleri ilginç bir dizi ile karşılaştırıyor.

Guillermo del Toro ile birlikte Chuck Hogan‘ın ortaya çıkardığı dizi, aynı ikilinin yazdığı aynı isimli roman üçlemesinden uyarlanıyor.

The-Strain-Wallpaper-the-strain-fx-37168452-1280-800

Konu

Dizi New York City’e iniş yapan, ancak resmen ölü gibi duran bir uçak görüntüsü ile başlıyor. Uçaktan kimse inmiyor ve saldırı, hatta salgın şüphesi ile karantina başlıyor. Uçaktan sadece birkaç kişi kurtuluyor ve vampir teması işin içine girmeye başlıyor.

the-strain-karakterler

Karakterler

Ephraim-Goodweather-Wallpaper-the-strain-fx-37168411-1280-800Ephraim Goodweather:
Dizinin baş karakterlerinden biri. Karakterimiz CDC’de (Amerika Hastalıktan Korunma ve Önleme Merkezi) üst kademelerde çalışıyor. Uçak kazası ile olaya dahil oluyor. Dizi boyunca karakterin ailevi sorunlarına, hem de görevinden dolayı salgın olaylarına dahil oluyoruz.

Karakteri son zamanlarda çıkış yapan oyunculardan Corey Stoll canlandırıyor. Oyuncu kel ve dizi için peruk takıyor. Acaba kimler fark edecek?

Abraham-Setrakian-Wallpaper-the-strain-fx-37168408-1280-800Abraham Setrakian:
Dizinin en gizemli karakteri. Salgının ayrıntıları ortaya çıktıkça, karakterimiz bazı şüpheler duyuyor ve ana hikayeye dahil oluyor. Geri dönüşler (flashback) ile gizemli geçmişi hakkında bilgiler ediniyoruz. Daha önce bu tip vampir olayları ilgili olduğu için ekibin başı konumuna aday.

Karakteri tecrübeli oyuncu David Bradley canlandırıyor.

Nora-Martinez-Wallpaper-the-strain-fx-37168414-1280-800Nora Martinez:
Baş karakterlerimizden Ephraim’in mesai arkadaşı ve ona bazı duygular besliyor. Salgını araştıran ekibin üyelerinden biri. Bazı olaylar açığa çıkınca Eph ile Nora işin içine dahil olmak zorunda kalıyor.

Karakteri Mía Maestro canlandırıyor.

Vasiliy-Fet-Wallpaper-the-strain-fx-37168412-1280-800Vasiliy Fet:
Şehirdeki bazı garip olaylar sonucu lağımda yaşayan hayvanlar sürü halinde sokaklara çıkıyor ve her yeri basmaya başlıyor. Belediyenin bu konularla ilgili departmanında çalışan Vasiliy, bunu araştırırken bazı garip durumlarla karşılaşıyor. Bunları araştırırken vampir olaylarına dahil oluyor.

Karakteri Kevin Durand canlandırıyor.

Eldritch-Palmer-Wallpaper-the-strain-fx-37168410-1280-800Eldritch Palmer:
Salgın, dizinin başında esrarengiz bir tabutun kaçırılmasıyla resmen başlıyor. Karakter, bu tabutun getirilmesini sağlıyor. Ağır bir hastalığı olan bir iş adamı kendisi.

Karakteri Jonathan Hyde canlandırıyor.

Thomas-Eichorst-Wallpaper-the-strain-fx-37168406-1280-800Thomas Eichorst:
The Master karakterinin yardımcısı. Salgın ile ortaya çıkan ve bu salgının baş mimarlarından biri.
Aşağıdaki kısım 3. bölümden ispiyon içerir.
Karakter aslında başından beri bir vampir. Karakterin vampir hali burunsuz ve Harry Potter filmlerinin baş kötüsü Voldemort ile karşılaştırılıyor.
the-strain-thomas-eichorst-voldemort

Karakteri Richard Sammel canlandırıyor.

Zack-Goodweather-Wallpaper-the-strain-fx-37168418-1280-800Zach Goodweather:
Eph’in tek oğlu. Babasıyla annesi ayrı olmasına ve annesiyle yaşıyor olmasına rağmen babasını çok seviyor ve ona sıkı sıkıya bağlı. Salgından sonra meydana gelen bazı olaylar dolayısıyla yolları babasıyla daha fazla kesişiyor.

the-strain-kelly-goodweatherKelly Goodweather:
Eph’in hala takıntılı olacak şekilde sevdiği ve ayrı yaşadığı karısı.

Karakteri Natalie Brown canlandırıyor.

Jim Kent:
Eph ve Nora’nın salgın ekibinde çalışmakta. Hasta karısının tedavisi yüzünden birtakım kirli işlere karışıyor.

Karakteri Yüzüklerin Efendisi’nde Hobbit Sam rolünü oynayan Sean Astin canlandırıyor.

the-strain-Dutch-VeldersDutch Velders:
Karakter bir hacker. Zengin iş adamı Eld tarafından tutuluyor. Kirli bazı işleri yapıyor ve dizinin ilerleyen bölümlerinde salgın ekibiyle yolları kesişiyor.

Karakteri Do No Harm ve Lip Service gibi dizilerden tanıyabileceğiniz Ruta Gedmintas canlandırıyor.

xs4Qvq9HAugustin ‘Gus’ Elizalde:
Meksika kökenli daha önce pis işlere bulaşmış karakterimiz, bazı vaatler karşılığında vampir tarafının pis işleri ile haşır neşir oluyor.

Karakteri Miguel Gómez canlandırıyor.

0xBnFB_JGabriel Bolivar:
Uçak kazısında yol alan yolculardan biri. Heavy metal grubunun solisti olan karakter konser için şehirde ve salgının baş aktörlerinden biri haline geliyor.

Karakteri Jack Kesy canlandırıyor.

Yazarın Notu

Dizi ilgi çekici olarak başlıyor; sonra sendeliyor. İzleyiciden farklı tepkiler alıyor. 8,3 olan IMDB puanı, bölümler ilerledikçe 7’lere düşüyor. Bu değişik konuya daha farklı tempo olması gerektiği ve mantık hataları ile ilgili şikayet ve yorumlar sosyal medyada sıkça var. İkinci sezon fragmanı daha ümit verici gözüküyor. İlginç konusu ve Del Toro’nun varlığı sayesinde en azından şans verilmeyi hak ediyor. Dizi, daha önceki sinema klasiklerinden veya yeni moda olan vampir trendinden çok farklı bir noktada. Vampir öldürme yollarında bile bir çok efsaneye göndermeler mevcut. Guillermo Del Toro’nun çok sevdiği şairane tona çok yakın. Vampir konusuna ve vampir olma şekline çok farklı yaklaşan ve resmen vampir mitini yeniden yaratan bir dizi.

Fragmanlar:

Röportajlar eşliğinde diziden görüntüler:

2. sezon gıdıklayıcısı:

E21PWz5u1Ag.market_maxres

Günün Twitter sorusu gelsin.

Justin Cronin’in fantastik roman üçlemesinin ilk kitabı olan The Passage, Fox ile televizyona uyarlanıyor.

$
0
0

awnf-square-1536

Fox, Justin Cronin‘in popüler vampir roman üçlemesinin ilk kitabı olan The Passage‘ı televizyona uyarlamaya girişiyor. Liz Heldens (Friday Night Lights), Felicity‘nin yardımcı yaratıcısı Matt Reeves (Cloverfield), Scott Free Productions ve 20th Century Fox TV, romanı televizyona uyarlayacaklar.  Liz Heldens, pilot bölümü yazacak. Matt Reeves, pilot bölümün yönetmenliğini yapacak.

2010 yılında çıkan ve New York Times “Çok Satanlar Listesi”nde 3 numaraya kadar yükselen roman Türkçe’ye Hiçlikten Gelen Kız adıyla çevrildi. Üçlemenin 2. kitabı The Twelve, 2012’de, 3. kitabı The City of Mirrors, bu senenin Mayıs ayında yayınlandı.

Konusu: “Amerikan ordusu, insanların yaşlanmasını yavaşlatacak Nuh Projesi adını verdikleri bilimsel bir deney üzerinde çalışmaktadır. Ellerindeki virüsü, 12 idam mahkumuna enjekte ederler. Sonuncu ve en önemli denek 6 yaşında, sahipsiz bir kız olan Amy Bellafonte’dir. Virüs enjekte edilen insanlar, son derece güçlü, vampire benzeyen yaratıklara dönerler. Kanlı bir savaş sonrasında deneklerin laboratuvardan kaçması, insanlığın sonunu getirebilecek virüsün dünyaya yayılmasına yol açar. Çehresi tamamen değişmiş dünyada yaşamlarını devam ettirmeye çalışan insanları büyük bir mücadele beklemektedir. Bu büyük felaket karşısında, insanlığın tek umudu olan Amy ve arkadaşları, hayatta kalmak ve normal bir hayat sürebilmek için büyük bir uğraş verirler. Amy, “Hiçlikten Gelen Kız” insanlığı kurtarabilecek midir?”

 

Kaynak 1

Kaynak 2


Ian Somerhalder, V-Wars ile vampir dünyasına geri dönüyor.

$
0
0

8 sezon boyunca The Vampire Diaries‘te Damon Salvatore karakterini canlandıran Ian Somerhalder, yeni bir vampir dizisi ile ekranlara geri dönüyor.

Netflix’in 10 bölümlük onay verdiği dizi, Jonathan Maberry tarafından yazılan ve IDW Publishing tarafından yayınlanan kitap serisinden uyarlanacak. 2012’de yayınlanan V-Wars‘ı, 2014’te yayınlanan V-Wars: Blood and Fire ve 2016’da yayınlanan V-Wars: Night Terrors ile V-Wars: Shockwaves takip etti.

Ian Somerhalder, en iyi arkadaşı Michael Fayne’in esrarengiz bir hastalık sonrası diğer insanlarla beslenen katil bir avcıya dönüşmesi ile korku dünyasına giren Dr. Luther Swann karakterini canlandıracak. Hastalığın hızla yayılması ve daha fazla insan dönüşmesi sonrası normal insanlarla vampirler karşı kamplara ayrılır. Dr. Swann, neler olduğunu anlamak için zamana karşı yarışırken, arkadaşı Michael, vampirlerin güçlü lideri olarak yükselmektedir.

William Laurin ve Glenn Davis (1-800-Missing), dizinin yürütücü yapımcılığını yapacaklar. Brad Turner (24, Stargate SG-1, Stargate: Atlantis), dizinin yapımcılarından ve aynı zamanda pilot bölümünün yönetmeni.

Kaynak

 

FOX, 2018-2019 sezonu için yeni bir dramaya onay verdi: The Passage

The CW’nun deneme bölümü siparişleri arasında yer alan The Lost Boys’un kadrosu şekillenmeye başladı.

$
0
0

Tyler Posey

Tyler Posey (Teen Wolf, Jane the Virgin), Kiele Sanchez (Kingdom, The Glades, Lost), Medalion Rahimi (Still Star-Crossed, The Catch, The Outpost) ve Dakota Shapiro (Valley of the Boom), The CW’nun deneme bölümü siparişleri arasında yer alan The Lost Boys‘un kadrosuna katıldılar.

1987 yapımı aynı isimli filmden uyarlanacak olan vampir dramasının senaryosunu Heather Mitchell kaleme alacak. Deneme bölümünü ThirteenRed Riding HoodTwilight ve Miss Bala filmlerinin yönetmeni olarak da tanıdığımız Catherine Hardwicke yönetecek.

Babalarının ani ölümünün ardından 2 kardeş Michael (Tyler Posey) ve Sam, anneleri Lucy (Kiele Sanchez) ile birlikte Santa Carla’ya taşınırlar yeni bir başlangıç yapmak niyetiyle. Santa Carla’da onları baştan çıkarıcı bir dünya beklemektedir. Güneşli günler, deniz kıyısı, genç ve güzel insanlar… Ve elbette vampirler.

Kiele Sanchez

Rahimi, Michael ile tanışır tanışmaz aralarında bir kıvılcım oluşan Stella isimli bir genç kadını, Shapiro ise Stella’nın tehlikeli ve ölümsüz vampir sevgilisi David karakterini canlandıracak dizide.

Medalion Rahimi

Dakota Shapiro

Kaynak

Van Helsing – Tanıtım

$
0
0

Van Helsing, 2016 yılı sonbaharında Syfy kanalında başlayan bir drama dizisi. Doğaüstü, gerilim ve aksiyon türlerini harmanlayan dizi, bir kıyamet sonrası hikayesini anlatıyor. Halihazırda 4 sezonu yayınlanmış olan dizinin 5. ve aynı zamanda “final” sezonu 16 Nisan 2021 tarihinde başlayacak. Dizinin tüm sezonları 13’er bölüm uzunluğunda.

Dizi, Zenescope Entertainment şirketinin aynı isimli grafik roman serisinden uyarlanmış. Söz konusu grafik roman serisinin 2004 yılı yapımı aynı isimli bir sinema filmi uyarlaması da mevcut bildiğimiz üzere. Söz konusu filmde Van Helsing karakteri bir erkekti; burada ise bir kadın. Merkez karakterimiz Vanessa Van Helsing, ünlü vampir avcısı Abraham Van Helsing’in soyundan gelen biri olarak sunuluyor hikayede.

Neil LaBute, dizinin yaratıcısı konumunda. Dizinin senarist kadrosunda ona ek olarak Gorrman Lee, Jonathan Walker, Jackie May, Jeremy Smith ve Matt Venables gibi isimler yer alıyor. Jonathan Scarfe, Michael Nankin, David Winning ve Jacquie Gould, yönetmen kadrosunda bulunan isimlerden bazıları. Daniel March, Michael Frislev, Chad Oakes, Chris Regina, Michael Nankin, Zadoc Angell, Dave Brown, Evan Tylor ve Simon Barry ise LaBute, May, Walker üçlüsüne yapımcı koltuğunda eşlik etmişler.

Dizi ilk sezonunda 0.17 reyting oranı ve 672.000 izleyici sayısı, ikinci sezonunda 0.13 reyting oranı ve 428.000 izleyici sayısı, üçüncü sezonunda 0.09 reyting oranı ve 384.000 izleyici sayısı ve dördüncü sezonunda 0.08 reyting oranı ve 296.000 izleyici sayısı ortalamaları tutturmuş.

2019 yılında açıyoruz hikayeyi. ‘Yükseliş’ adı verilen vampir kıyameti başlayalı 3 sene olmuş. Bir çeşit volkanik yanardağ hareketi sonrası hız kazanan vampir kıyameti, medeniyetleri yok etmiş. Sokaklarda aç vampirler hüküm sürmekte, hayatta kalan insan sayısı oldukça azalmış durumda. Hayatta kalan bir avuç insana umut veren tek şey ise onları kurtaracak bir insanın olduğu söylentisi.

Ortam tasviri yukarıdaki gibiyken hastane benzeri bir yerde açıyoruz hikayeyi. Söz konusu mekan bir vampir saldırısına maruz kalıyor. Merkez karakterimiz Vanessa Van Helsing/Seward’a saldıran vampirler onun kanıyla yeniden bir insana dönüşüyorlar. Vanessa’nın hızlı iyileşme yeteneği olduğunu da belirtelim. Göze çarpan dövüş yeteneği de cabası.

Vanessa, 3 sene önce, olayların patlak verdiği dönemde bir vampir saldırısına uğramış. ‘Uyuyan güzel’ kod adlı karakterimiz ne ölü ne de diri denecek vaziyette, kendinden geçmiş bir şekilde, bilinçsiz yatmaktaymış. Yukarıda sözünü ettiğimiz vampir saldırısının olduğu gün de Vanessa’nın 3 senenin ardından uyandığı gün oluyor. Vanessa, küçük bir askeri birlik tarafından korunmuş bu süre zarfında. Uyandığında hatırladığı tek şey ise Dylan (Hannah Cheramy) isimli bir kızı olduğu oluyor ilk etapta.

*Vanessa Van Helsing karakterine True Blood ve Legends dizilerinden anımsanabilecek Kelly Overton hayat veriyor.

*Jonathan Scarfe, Vanessa’yı koruma görevine kendini adamış bir asker olan Axel Miller karakterini canlandırıyor. Kendisi söz konusu askeri birlikten kalan son nefer.

*Christopher Heyerdahl, Axel’in Vanessa’nın uyandığı gün sığınağa aldığı bir sağ kalan olan Sam karakteriyle karşımıza çıkıyor. Kendisi bir sağır.

*Rukiya Bernard‘ı Axel ve diğer askerlerle birlikte sığınakta bulunan, kısa bir süre önce vampire dönüşen ve an itibarıyla sığınakta kilit altında bulunan Doktor Sarah Carol karakteriyle izliyoruz.

*Vincent Gale, Vanessa’nın uyandığı gün onu ısıran ve yeniden insana dönüşen Flesh isimli bir adama hayat veriyor.

*Kadroda ayrıca Aleks Paunovic ve Trezzo Mahoro gibi isimler bulunuyor.

One Tree Hill dizisinden tanıdığımız Paul Johansson, bir vampir klanı lideri Dmitri karakteriyle karşımıza çıkıyor. Loudermilk, Haven ve Project Blue Book gibi dizilerden tanıdığımız Laura Mennell‘i Dimitri’nin sağ kolu Rebecca karakteriyle izliyoruz.

Dizide tekrar eden rollerle boy göstermiş diğer tanıdık simalar arasında Missy Peregrym, David Cubitt, Neal McDonoughSarah Desjardins, Jennifer Spence ve Tricia Helfer gibi isimler yer alıyor. 1-2 bölümlük konuk oyuncular arasında ise Maddie Phillips, Sara Canning, Paul Wight, Natalie Sharp, Zenia Marshall ve Tom Cavanagh gibi isimler bulunuyor.

Dizinin ilk 2 bölümünü izledim. İlk bölüm 2019’a, ikinci bölüm ise 2016’ya giriş bölümü olarak sunuldu. İkinci bölümün ilk bölüme kıyasla daha derli toplu bir bölüm olduğunu ve bende hikayenin devamını izleme isteği uyandırdığını söyleyebilirim.

Diziyle ilgili daha önce şu yazının altında yorum yapılmaktaydı.

AMC’nin uyarlama dizisi Interview With the Vampire’ın ilk oyuncusu açıklandı.

$
0
0

Avustralyalı aktör Sam Reid (The Astronaut Wives ClubThe Newsreader), Anne Rice’ın The Vampire Chronicles roman serisinin 1976’da yayınlanan ilk kitabı Interview With The Vampire’a dayanan AMC dizisinde, Lestat de Lioncourt karakterini canlandıracak. İlk sezonu 8 bölüm sürecek ve 2022’de AMC ve AMC+ yayınlanacak dizinin çekimlerine bu yılın sonlarına doğru başlanması planlanıyor.

Kitap, 1994 yılında Neil Jordan’ın yönetmenliğinde Interview with the Vampire: The Vampire Chronicles adıyla sinemaya uyarlanmıştı. Filmde Lestat’ı Tom Cruise ve Louis’i Brad Pitt canlandırmıştı. 2002’de yayınlanan Queen of the Damned filminde Lestat karakterine Stuart Townsend hayat vermişti.

HBO’nun Perry Mason dizisinin ilk sezonunda ortak yaratıcı ve yürütücü yapımcı olarak görev yapan Rolin Jones, dizinin yaratıcısı, yazarı ve yürütücü yapımcısı olarak projenin başındaki isim. AMC Studios ile genel bir anlaşması olan Jones, Mark Johnson, Anne Rice ve Christopher Rice ile birlikte yürütücü yapımcılık da yapacak. Dizinin pilot bölümü Alan Taylor (Game of Thrones) yönetecek.

Interview with the Vampire’ın kitap versiyonu iki vampire, ahlakının kalıntılarına tutunmaya çalışan Louis ile baştan çıkarıcı ve manipülatif bir psikopat olan Lestat’a ve onların Amerika ve Avrupa’da yüzyıllar boyunca yaptıkları yolculuklara odaklandı. Hikaye, Louis de Pointe du Lac’ın hayatının hikayesini, nasıl bir vampire dönüştürüldüğünü ve ardından Lestat de Lioncourt tarafından nasıl akıl hocalığı yapıldığını bir muhabire anlatması ile başlıyordu.

Kaynak

 

 

Julie Plec’in fantastik dizisi Vampire Academy’nin ana oyuncu kadrosu açıklandı.

$
0
0

Atalarımızın dediği gibi “Güneş girmeyen eve Julie Plec girer ve vampir dizisi çeker.”

Peacock, The Vampire Diaries, The Originals, Legacies gibi dizilerin yaratıcısı olan Julie Plec ve TVD’de Mystic Falls kasabasının şerifi Liz Forbes’u canlandıran, The Original ve Legacies’te yazar ve denetleyici/danışman yapımcı olarak da görev alan Marguerite MacIntyre’ın ortak yaratıcısı oldukları, Richelle Mead’in 6 kitaptan oluşan Vampire Academy serisinden uyarlanacak diziye Mayıs ayında doğrudan onay vermişti. 

Sisi Stringer, Daniela Nieves, Kieron Moore, André Dae Kim, J. August Richards, (Bottom L-R) Anita-Joy Uwajeh, Mia McKenna-Bruce, Rhian Blundell, Jonetta Kaiser, Andrew Liner

Gelen son haberle, Sisi Stringer (Mortal Kombat), Daniela Nieves (Sex Appeal, Five Points), Kieron Moore (Masters of the Air, Sex Education), André Dae Kim (Degrassi, Star Trek: Strange New Worlds), J. August Richards (Angel, Generation), Anita-Joy Uwajeh (West End’s Cyrano de Bergerac and King Lear), Mia McKenna-Bruce (West End’s Billy Elliot The Musical, The Dumping Ground), Rhian Blundell (Torchwood: BelieveDoctor Who: The Dread of Night), Jonetta Kaiser (Tales, Breakwater) ve Andrew Liner’ın (Grown-ish) dizinin ana kadrosunu oluşturan isimler olduğunu öğrendik.

Bir romantizm, dostluk, ölüm, seks ve skandal hikayesi olarak tanımlanan Vampire Academy, St. Vladmir’s Academy’de geçiyor, ki bu herhangi bir yatılı okul değildir. Eğitimlerini tamamlamaya ve kraliyet vampir topluluğuna girmeye hazırlanırken, arkadaşlıkları çarpıcı biçimde farklı sınıflarını aşan Rose Hathaway  ve Lissa Dragomir’i merkezine alan bir hikaye.

Dünyalarında iyi ve kötü vampirler var: İnsanlar arasında barış içinde bir arada yaşayan ve sadece bağışçılardan kan alan ve ayrıca 4 elementten birini – su, toprak, ateş veya havayı (tahta yok mu?) kontrol etme yeteneğine sahip olan Moroi; ve kan emici, içmek için öldüren kötü vampirler Strigoi. St. Vladmir’s Academy, Moroi’nin yok edilmesini görmek isteyen vahşi Strigoi’den ve herkesten gizli bir yerdedir.

Sisi Stringer, kendisi gibi birçok kişiyle birlikte St. Vladmir’s Academy’de Moroi’yi korumak ve Strigoi’yi öldürmek için eğitim alan, Dhampir (yarı Moroi-yarı insan) olarak bilinen bir vampir-insan melezi olan Rose Hathaway’i canlandıracak. Atılgan ve açık sözlü Rose, ruhen ve pratikte gerçek bir savaşçıdır. Her zaman aksiyona geçer ama bu durum çoğu zaman hatalarla sonuçlanır. Sınıfının en güçlü dövüşçüsü olabilir, ancak başarısı tamamen, önemli olduğunda çizgiyi aşma isteğine bağlı olacaktır.

Daniela Nieves, Rose Hathaway’in en yakın arkadaşı, kraliyet ailesinden bir Moroi vampiri Prenses Vasilisa (Lissa) Dragomir’i canlandıracak. Varisin küçük kız kardeşi Lissa, tasasız, iyi kalpli, asil bir prensestir. Lissa, kraliyet sarayının siyasi entrikalarıyla veya Moroi kraliyet toplumunun ikiyüzlülüğüyle ilgilenmiyor. Ancak ailesinde yaşanan ani bir ölüm sonrası Lissa, ne eğitimli ne de üstesinden gelmek için duygusal olarak donanımlı olmadığı bir role itilir.

Rose ile Lissa arasında neredeyse kırılmaz bir bağ var. Rose, bağı sayesinde Lissa’nın duygularını hissedebiliyor ve bazen duyguları çok güçlü olduğunda Lissa’nın haberi olmadan vücuduna girebiliyor. Rose ve Lissa, 2 yıl önce akademinden kaçtılar ve birbirlerinden beslenerek hayatta kaldılar. Sürekli bir yerden diğerine kaçtılar ama en sonunda okul koruyucuları tarafından yakalanıp akademiye geri getirildiler. 

Marguerite MacIntyre tarafından senaryosunu yazılacak Vampire Academy’nin ilk bölümünü Bille Woodruff (Empire, Black Lightning) yönetecek. Luis Prieto (The Oath, White Lines), Jesse Warn (Supergirl, The Originals, TVD), Erica Dunton (Ted Lasso), Geoff Shotz (TVD, Legacies) ve Plec Teyze, diğer 9 bölümü yönetecek.

Plec ve MacIntyre, Emily Cummins, Don Murphy, Susan Montford, Deepak Nayar ve Jillian DeFrehn ile birlikte dizinin yönetici yapımcılığını üstlenecek.

Yönetici yapımcılar arasında yer alan Don Murphy ve Susan Montford, 2014 yılında vizyona giren, Zoey Deutch, Lucy Fry, Danila Kozlovskiy, Gabriel Byrne, Cameron Monaghan, Sarah Hyland, Dominic Sherwood, Olga Kurylenko, o zamanlar bugünkü kadar ünlü olmayan Claire Foy ve Joely Richardson gibi oyuncuları kadrosunda bulunduran filmin yapımcılığını üstlenmişlerdi. Film, 30 milyon dolar olduğu tahmin edilen bütçesine karşın dünya çapında 15.6 milyon dolarlık hasılat yaparak başarısız olmuş ve devam filmleri gelmemişti.

Kaynak

Interview With the Vampire | Vampirle Görüşme | Tanıtım

$
0
0

Vampir edebiyatının önde gelen isimlerinden, usta yazar Anne Rice‘ın kaleme aldığı “The Vampire Chronicles” serisinin 1976’da yayımlanan aynı isimli ilk kitabı Interview With the Vampire, dizi uyarlamasıyla izleyicinin karşısına çıktı. 2 Ekim’de AMC’de başlayan dizinin ilk sezonu 7 bölümden oluşuyor ve şimdiye kadar 3 bölümü yayınlandı. Ayrıca 2. sezon onayını da aldı.

Rolin Jones imzalı dizinin yapımını AMC Studios üstleniyor. Anne Rice ve kendisi gibi yazar olan oğlu Christopher Rice da yönetici yapımcı olarak projede yer alıyor.

Vampirle Görüşme

** Bilenler elbet vardır, Interview with the Vampire daha önce film uyarlamasıyla da ekrana geldi. 1994 yapımı filmin başrollerinde Tom Cruise ve Brad Pitt yer aldı.

** Serinin uyarlama hakkını alan Universal Pictures, yeni bir filmle Interview With The Vampire’ı ve diğer bazı kitapları ekrana taşımaya niyetlendi. Hatta Jared Leto’nun Lestat’ı canlandıracağı konuşuldu. Ancak vakti gelene kadar projeler gerçeğe dönüşmeyince haklar Anne Rice’a döndü.

** Nisan 2017’de Paramount Television ve Anonymous Content ortaklığıyla yeniden harekete geçildi. Bir ara Bryan Fuller dizi uyarlamasının yaratım sürecine dahil oldu. Uyarlama bu sefer Hulu’nun masasına geldi. Ancak yine gerçeğe dönüşmedi, Kasım 2019’da Hulu’nun süresi dolunca haklar bir kez daha Anne Rice’a döndü.

** Tekrardan harekete geçen Anne Rice (ve oğlu Christopher Rice), The Vampire Chronicles ve Lives of the Mayfair Witches kitap serilerinin uyarlama hakları için bu sefer AMC’yle anlaşma sağladı. Nihayet bu sefer uyarlama gerçeğe dönüştü (ama Rice, 2021’de vefat ettiği için görememiş oldu). Mayfair Witches‘in dizi uyarlaması ise 5 Ocak’ta yine AMC’de (ve AMC+’ta) başlıyor.

Lestat ve Louis

Claudia

Konusu:

1910’un komşuluğunda, New Orleans’ın Storyville bölgesindeyiz. Romanda da olduğu gibi Louis de Pointe du Lac (Jacob Anderson), Lestat de Lioncourt (Sam Reid) ve yakın gelecekte aralarına katılacak çocuk vampir Claudia’nın (Bailey Bass) epik aşk, kan ve ölümsüzlük merkezli hikâyeleri gazeteci Daniel Molloy (Eric Bogosian) üzerinden anlatılıyor.

İlk bölümle birlikte Louis’in yıllar önce yolunun kesiştiği Daniel’ın karşısına bir kez daha çıktığına tanık oluyoruz. 100 yılı aşkın süredir vampir olan Louis, başından geçenlerle ilgili bir röportaj vermeye başlıyor.

Not:

+ Romanın hikâyesi kronolojik olarak 1791’le başlayarak Louis’in sözcükleriyle yakın zamana doğru ilerliyor. Beyaz ırka mensup olan Louis, Afrikalı kölelerin çalıştığı ekili alanlara sahip zengin bir adam. Filmde de keza bu şekilde.

+ Dizide ise Louis (ve Claudia) siyah bir karakter. Ailenin zenginliği bu sefer seks işçiliğinden geliyor. Kitapta açıkça verilmeyip hissettirilen, filmde neredeyse olmayan homoseksüel ögeler dizide kendisine açıktan yer buluyor.

+ Kitapta Louis’in röportaj verdiği gazeteci karakter daha genç, hatta genelde “The Boy” şeklinde hitap ediliyor. Dizide ise Louis’le yıllar sonra karşılaşan, vampir olduğu gerçeğinin farkında olan orta yaşı biraz geçkin bir karakter karşımızda.

Yorum:

Interview with the Vampire’ın kitabını okuduğum için dizi uyarlamasını merakla bekliyordum. Beklediğimi aldığımı söyleyebilirim.

Vampir edebiyatı açısından kendi döneminin öncülerinden birisi olmakla birlikte günümüzde artık daha tanıdık kaçıyor haliyle. Bu da sorun değil bana kalırsa. Zira dizi, 1910’lı yılların New Orleans’ını arkasına aldığı karanlık atmosferiyle izleyiciyi yine de yakalamayı başarıyor. Olmuşken böyle olsun, diye düşündürttüğü oldu.

Meraklısı için dizi/kitap/film arası farklar az çok dikkat dikkat çekebiliyor. Louis’in siyah bir karaktere dönüştürülmesinin ya da Louis-Lestat ilişkisinin daha derinlemesine işlenmesinin birçok farklı kapı açtığı söylenebilir. Vampir olmaktan derin bir zevk alan Lestat ile kendi doğasını yeterince kabullenemeyip içindeki insanlığa tutunan Louis’in birbirinin zıttına gitmesi, yeri geldiğinde evli çift gibi kavga etmesi dizinin bel kemiği zaten. Louis ile gazeteci Daniel’ın karşılıklı sahneleri de neredeyse Lestat tarafı kadar zevk veriyor bana. Bu tarafın diyalog ağırlıklı geçmesi hem sıkmadı hem de daha estetik bir bakış açısıyla veriyorlar resmen.

Başrollerden Sam Reid’i The Newsreader’la tanıyıp beğenmiştim. Lestat karakterini daha çok sevdiğim için özellikle onun performansını görmek istiyordum, altından kalkmış. Çoğu kişinin Game of Thrones’la bildiği Jacob Anderson’ı da beğendim. En azından ilk 3 bölüm itibarıyla yan karakter ağırlığı az olan işlerden birisi, dolayısıyla ikisine daha çok eğiliyorlar. Kitabın önemli karakterlerinden Claudia’nın da dahil olmasıyla ana karakterlerin sayısı bir artacak. Umarım dizinin devamı da başladığı ayarda tatmin edici ilerler ve elindeki malzemeyi güzel kullanır.

Interview with the Vampire dizisi de böyle yani. İyi seyirler.


Kahreden haber geldi: Twilight dizi olma yolunda.

$
0
0

Sonunda, “Alacakaranlık” televizyona geliyor.

Lionsgate TV, yazar Stephanie Meyer’ın kitap serisini son derece başarılı filmlerden (gişede) sonra hayata döndürebilecek bir dizi üzerinde erken geliştirme aşamasında.

Tell Me Lies, The Walking Dead: World Beyond, Raised by Wolves, Dirk Gently’s Holistic Detective Agency ve The Get Down gibi dizilerde görev almış olan Sinead Daly, Twilight’ın senaryosunu yazmak üzere projeye eklenmiş durumda. Kaynaklar, Daly’nin Twilight’ın spesifik olarak ne olacağını ve Meyer’ın kitaplarının yeniden çevrimi mi yoksa farklı bir yan ürün mü olacağını belirlemek için Lionsgate TV ile birlikte çalıştığını söylüyor.

Twilight televizyon dizisi emekleme aşamasında ve kaynakların söylediğine göre henüz bir kanala ya da dijital platforma sahip değil. Serinin haklarını kontrol eden stüdyo, nihai ürünün haklarını satın almadan önce projenin geliştirilmesine öncülük etmeyi planlıyor. Twilight dizisinin potansiyel alıcılara ne zaman çıkarılacağına dair henüz bir zaman çizelgesi yok.

Kaynaklar, Stephenie Meyer’ın televizyon uyarlamasında yer almasının beklendiğini ve Wyck Godfrey ve Erik Feig’in yönetici yapımcı olarak projede yer alacaklarını söylüyor. Feig, Lionsgate Motion Picture Group’un eski eş başkanıyken, Godfrey ve onun yapım şirketi Temple Hill, 5 Twilight filminin yapımcılığını üstlenmişti.

Başlangıçta 2005 ve 2008 yılları arasında yayınlanan 4 Twilight romanı vardı: “Twilight,” “New Moon,” “Eclipse” ve “Breaking Dawn”. Meyers ayrıca 2015 yılında iki ana karakter olan Bella ve Edward’ın cinsiyetini değiştiren Life and Death: Twilight Reimagined” adlı kitabını yayınladı. Meyers daha sonra 2020’de ilk kitabın hikayesini Bella’nın değil Edward’ın bakış açısından anlatan “Midnight Sun”ı yayınladı.

2008-2012 yılları arasında yayınlanan 5 filmden oluşan The Twilight Saga, dünya çapında 3,4 milyar doların üzerinde hasılat yaparak Kristen Stewart, Robert Pattinson ve Taylor Lautner’ı ünlü isimler haline getirdi.

Bu film serisi, uzun süredir Lionsgate’in mirasının önemli bir parçası. 2017’de, The Twilight Saga: Breaking Dawn – Part 2 ile serinin tamamlanmasından 5 yıl sonra, Lionsgate CEO’su Jon Feltheimer Wall Street’e, hem Twilight hem The Hunger Games serilerine atıfta bulunarak “anlatılacak daha çok hikaye var ve yaratıcılarımız bu hikayeleri anlatmaya hazır olduğunda onları anlatmaya hazırız” demişti.

Lionsgate TV, kısa bir süre önce yaratıcısı Steven S. DeKnight’ın imzasını taşıyan bir devam dizisiyle Spartacus’ü yeniden canlandırma planlarını duyurdu. Lionsgate TV, hem Spartacus: Blood and Sand hem de öncül mini dizisi Gods of the Arena’nın yapımcılığını üstlendi.  Stüdyo kitaplığının değerli bir parçası olmaya devam ediyorlar.

Lionsgate ve Starz ayrıca kısa süre önce Party Down’ı yeniden canlandırdı ve stüdyo, eski Showtime komedisi Weeds’in devam projesi üzerinde duruyor. Yeniden başlatmalar hem pazarlamak hem de karmaşayı ortadan kaldırmak için daha kolay olmaya devam ederken aynı zamanda yıllarca eski kitaplıkların değerini artırmaya yardımcı oluyor.

Max’in geçen hafta Rowling’in sevilen kitap serisinin on yıl sürecek bir Harry Potter televizyon uyarlamasının erken geliştirme aşamasında olduğunu doğrulamasından hemen sonra bu haberin gelmesi “hoş” bir tesadüf olsa gerek.

Kaynak